Arz Ederim…

Genelkurmay içindeki bazı işgüzarlar bu sefer baltayı taşa vurdular.
Bir milletin ordusu içinden çıkan ve bu şekilde nefretamiz bir üslupla konuşulmaması gereken konularla alakalı eylem planı hazırlayan, askercilik oynayan bu zevat bu cesareti nereden alabildi merak ettim doğrusu.
“AKP ve Gülen’i bitirme planı”ndan bahsediyorum sevgili dostlar. Bu planı hazırlayan Albay Dursun Çiçek de her şeyden önce bir şahsiyet problemi olduğunu hesaba katmamız gerekir. Niye mi? Şimdi hep birlikte hazırladığı plana bir bakalım sonra karar verelim.
Planda Türkiye’yi yöneten hükümeti bölme kısmı var mesela: Parti içindeki ajanlar harekete geçirilerek farklı demeçler vermeleri sağlanıp bir kargaşa ortamı oluşturulacakmış.
Yine planda bir Alevi-Sünni çatışması için yapılması gerekenler var. Çatışmaya yatırım yapan bir ordu mensubu…
Sonra, şu anda görülmekte olan ve tam da bu son hazırlanan plan gibi planlar hazırlayan ve bu planların bir kısmını da yürürlüğe koyan insanların yargılandığı dava ile alakalı fikir beyan etme ve yargılamayı etkileme çalışmaları var yine planda.
Fethullah Gülen ve sevenleriyle alakalı kısım var mesela planda. Kimdir Fethullah Gülen? Farkeder mi? Kanunlar içinde herhangi bir suça taraf olduğu kanıtlanamamış bir insan olması yeterli değil midir. Bence yeterlidir. E, ne hedefliyor bu plan Gülen ile alakalı; O’nu sevenleri silahlarla yakalatmaya çalışabilecekleri bir tezgah üzerinde çalışıp sonra Gülen’e çamur atmak…
Bence buraya kadar yazılanlar da bu raporu hazırlayan bu insan için en azından “hasta” teşhisi koymak için yeterli. İkna olmayanlar biraz daha derinlemesine medyadan okuyarak karar vermeye çalışsınlar vicdanlarının sesini dinleyerek.
Şimdi bide meseleye daha sıkıntılı bir noktadan bakmaya çalışalım. Eğer çoklarının da tahmin ettiği ama söyleyemediği gibi bu hasta albay bu eylem planını tek başına hazırlamamışsa. Ya o zaman ne olacak? Mümtaz’er Türköne 14 Haziran da bu durumu beynimizde canlandırmamıza yardımcı olacak bir yazı yazdı köşesinde. Yazıda kısaca, kurtuluş savaşı zamanında devlet tarafından “asker” olarak silah altına alınan ve fakat her türlü askeri silah ve techizatıyla firar eden ve daha sonra bu silahları kendi milletini arkadan vurmak için kullanan bir “eşkiya asker” portresi çizdi sayın Türköne. Kurtuluş Savaşını ve içinde bulunulan zor şartları tasfir abesle iştigal. Halkın yoksulluğu bir yanda, erkeklerini cepheye göndermiş kadın ve çocukların perişan halleri bir yanda. Bu tabloyu canlandırın gözünüzde. Birde hemen yanı başında şu tabloyu: Devletin kendine verdiği silahı kendi insanına doğrultan, zorbalık yapan, adam öldüren ve halkına ve geride kalmışlara eziyet eden bir eşkiya asker.
Bu manzara gözümün önünde iki günden beri. Bu kabustan da öte bişe. Bu bir sıtma durumu yada şizofreni falanla da tarif edilebilecek bir durum değil.
Genelkurmay Başkanı’ndan oturduğu koltuğun hakkının vermesi adına şu soruya cevap vermesini istirham ediyorum: Vergisini veren ve bu askeri verdiği vergilerle silahlandıran, giydiren, yediren ve her türlü imkanı sağlayan 70 milyon vatandaştan biri olarak ama bundan daha da fazlası çocukluk yıllarında kendi öz dayısını çatışmada pusuya düşürülerek kaybeden ve yıllarca bu kaybın acısını gerek kendi iç dünyasında gerek ailesinde en derinden hisseden bir şehit yeğeni olarak soruyorum: TSK’da, bu planı hazırlayan ve beni, ailemi ve milletimi en küçük bir savaş halı durumunda “arkadan vuracak” eşkiya asker sayısı kaçtır?
Arz ederim…