<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aynalar.org &#187; medya</title>
	<atom:link href="http://aynalar.org/tag/medya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://aynalar.org</link>
	<description>. . . : görmek için : . . .</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 21:39:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Dönüşümün getirdikleri</title>
		<link>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/</link>
		<comments>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 19:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ilker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Çok önemli bir dönüm noktasından geçmekte olduğumuz kanaatindeyim. Dünya çapında iç içe geçmiş dalgalanmalar, sarsıntılar ve dönüşümler yaşanıyor. Bu gelişmeler sadece siyasi ve ekonomik olmakla kalmıyor, teker teker toplumlarda, insanlarda yeni hareketlenmeleri, dönüşümleri ve hatta çatışmaları tetikliyor.

Dengeler değişiyor, roller dönüşüyor, toplumlar bu dönüşümlere ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bu meyanda özellikle dönüşüm kavramının üzerinde düşünülmesinde fayda var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-70" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_i_y.jpg" alt="yazar_i_y" width="313" height="59" /></p>
<p>Çok önemli bir dönüm noktasından geçmekte olduğumuz kanaatindeyim. Dünya çapında iç içe geçmiş dalgalanmalar, sarsıntılar ve dönüşümler yaşanıyor. Bu gelişmeler sadece siyasi ve ekonomik olmakla kalmıyor, teker teker toplumlarda, insanlarda yeni hareketlenmeleri, dönüşümleri ve hatta çatışmaları tetikliyor.<br />
<span id="more-257"></span><br />
Dengeler değişiyor, roller dönüşüyor, toplumlar bu dönüşümlere ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bu meyanda özellikle dönüşüm kavramının üzerinde düşünülmesinde fayda var.</p>
<p>Dönüşüm bir nesnedeki biçimsel veya niteliksel değişime verilen isim (transformation). Fen ilimleri açısından bakıldığında, ortada bir dönüştüren/dönüşen ilişkisi söz konusu. Dönüşümden önceki ve sonraki haller de göz önünde bulundurulduğunda, bu olgunun dönüştüren nesnenin etkisiyle dönüşen nesnenin bir halden diğer hale geçmesi şeklinde tarif edilmesi de mümkün (transition).</p>
<p>Fakat aynı olgu sosyolojik/toplumsal ortama geçildiğinde çehre değiştirmekte. Toplumsal gelişmelerde basit bir dönüştüren/dönüşen ilişkisinden yola çıkmak realiteye ters düşen bir kabul. Çünkü toplum (yani insan) oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Burada ancak farklı toplumsal grupların (insanların) karşılıklı etkileşim sonucunda zamanla ve beraberce hal değiştirmesi tanımı tutarlı olabilir. Dolayısıyla etkileşim içindeki aktörlerden yola çıkarak, bu etkileşim sonucunda alacakları hali öngörmek mümkün değil.</p>
<p>Avrupa’da yaşanmakta olan gelişmelere, yerleşik kültürün temsilcilerinin belli başlı konularda (göçmenlerin uyumu, Avrupa’da İslam, Türkiye’nin AB’ne üye olması gibi) sergiledikleri tavırlarında, toplumsal dönüşümü, insanlara hesaplanabilir bir halden hale geçiş (transition) olarak sunma eğilimi görülmekte. Klişeler belli: Kadınları evlere mi hapsedeceğiz, Türkler Avrupa’yı istila edecekler vs. Bu ise insanlarda korku hislerini tetiklemekte ve insanlar arası etkileşimin (ve öncelikle empatinin) önünü kesmekte.</p>
<p>Halbuki mesela Almanya’da son yapılan <a href="http://www.zeit.de/online/2009/26/studie-moslems-deutschland" target="_blank">araştırmanın</a> gösterdiği gibi, medyada gösterilen resimle, realitedeki aslı arasında bir uçurum var. Burada antiparantez birkaç tespiti sıralayayım:</p>
<ul>
<li>Müslümanların sayısı şimdiye kadar kabul edilenin üstünde (4,5 milyon).</li>
<li>Müslümanların yüzde 45’i Alman vatandaşı.</li>
<li>Müslümanların yarıdan fazlası, bir Alman derneğinde faal.</li>
<li>Problem inanç nedeniyle kendini topluma kapatma değil, işsizlik ve eğitimsizlik.</li>
</ul>
<p>Göçmenlerin belirli bir dönüşüm sürecini arkalarında bırakmış olmaları ve dönüşümün bedelini tecrübe etmiş olmayı (farkında olmadan da olsa) sergilemeleri klişeleri ve hissi tepkileri daha da körüklemekte. Bu konuda göçmenlerin ellerindeki tecrübenin farkına varmaları ve bunu değerlendirip süreci her iki taraf için de kolaylaştırmaları çok önemli. Çünkü yerleşik kültür böyle bir sürece hazırlıksız yakalanmış durumda.</p>
<p>Yeni generasyonda ümit veren resimler de var aslında. Türk asıllı bir kızın &#8220;<a href="http://euro.zaman.com.tr/euro/detaylar.do?load=detay&amp;link=49499" target="_blank">Ben Almanya&#8217;nın şansölyesi olurum</a>&#8221; yarışmasında üçüncü olması gibi. Yarışmada dikkat çeken nokta CDU (Hristiyan Demokratlar) ve SPD&#8217;ye (Sosyal Demokratlar) yakın duran birinci ve ikincinin &#8220;Türkiye AB&#8217;ne üye olmalı mı?&#8221; sorusuna, duygusal değil rasyonel cevap vererek, şartlar yerine getirildikçe bunun önünde hiçbir engel olamayacağını söylemiş olmaları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belçika&#8217;da Türban Krizi (!)</title>
		<link>http://aynalar.org/mehmetcogal/belcikada-turban-krizi/</link>
		<comments>http://aynalar.org/mehmetcogal/belcikada-turban-krizi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 15:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MehmetCogal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Çoğal]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[türban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[    Güzel ülkemiz Türkiye bir belge kriziyle çalkalanırken, olanca gücüyle gündemi değiştirmeye çabalayan medyamız ise Belçika&#8217;da bir türban krizi çıkarttı. Hem de öyle böyle değil, ülke neredeyse ayağa kalkmıştı, tıpkı Türkiye&#8217;de vakti zamanında yaşandığı gibi mecliste bir yemin etme krizi çıkacaktı. Lakin, öyle olmadı. Tam aksine, oturmuş demokrasisiyle hem Belçika halkı hem de parlamentosu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-100" title="yazar_mehmet_cogal" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/05/yazar_mehmet_cogal.jpg" alt="yazar_mehmet_cogal" width="171" height="63" /></p>
<p> </p>
<p> </p>
<div>Güzel ülkemiz Türkiye bir belge kriziyle çalkalanırken, olanca gücüyle gündemi değiştirmeye çabalayan medyamız ise Belçika&#8217;da bir türban krizi çıkarttı. Hem de öyle böyle değil, ülke neredeyse ayağa kalkmıştı, tıpkı Türkiye&#8217;de vakti zamanında yaşandığı gibi mecliste bir yemin etme krizi çıkacaktı. Lakin, öyle olmadı. Tam aksine, oturmuş demokrasisiyle hem Belçika halkı hem de parlamentosu türbanlı vekilini bağrına bastı ve herhangi bir kriz çıkmadan yemin töreni gerçekleşti.</div>
<div> <span id="more-252"></span></div>
<div>Olmayan şeyleri olmuş gibi göstermekte, ufacık hadiseleri büyütmekte bizim medyanın üzerine yok. Geçtiğimiz hafta malumunuz belge krizi yaşanırken boyalı basının sarışın yazarlarından biri soyunmaya kalktı. Haber 7 yazarlarından Osman Özsoy, bu anlamsız hareketi gündemi değiştirme çabası olarak yorumladı. Haksız da sayılmazdı zira Hürriyet gazetesi bu önemli gelişmeyi (!) ana sayfadan büyük puntolarla veriyordu.</div>
<div> </div>
<div>Aynı şekilde, bir diğer gündem değiştirme girişimi de yukarıda sözünü ettiğimiz Mahinur Özdemir&#8217;in yemin etme töreninde kriz çıkacağı söylentileri idi. Bu olayın aslında böyle olmadığının ortaya çıkması yine medyamızın gündemdeki olayları nasıl manipüle ettiğinin bir diğer göstergesi idi. Aslında yalnızca bu iki örneğe bakılarak Türk medyasının kendi gündemini kendisinin oluşturduğu, gerektiğinde olayları farklı bir biçimde sunabildiği ve kitleleri yönlendirme gayretinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.</div>
<div> </div>
<div>Bir diğer mesele de, Türk medyasının türban krizinde aldığı tavır. Mustafa Karaalioğlu, Star&#8217;daki yazısında bu konuyu oldukça güzel bir şekilde ele almış ve medyanın geçmişte yaşanan türban krizinde olduğu gibi asıl niyetinin laik devlet yapısını korumak değil, türbanlı bir kimsenin milletvekili olarak seçilmesine müsaade etmemek. Hatta toplumsal bir mutabakat çıksa, halk bu konuda türbanlı vekilin ardından dursa yine umurlarında değil çünkü onlar için türban başlıbaşına bir tehlike. İster Türkiye&#8217;de olsun isterse de dünyanın öte ucunda bir ülke olsun, türbanlı insan eşittir potansiyel rejim tehdidi, devlet düşmanı vs vs&#8230;.</div>
<div> </div>
<div>Medya&#8217;nın bu yönlendirmesi başarılı oluyor mu, tamamen olmasa da bir takım kimselerin olaya bakış açısını şekillendirdiği ortada. Nedir mesela: Hep o çok bilmiş dinazor neslinden yazarlarımız der ki:</div>
<div>Türban siyasal bir simgedir, belli bir siyasi görüşü simgelemektedir. Türban takan kızlarımızın çoğu mahalle baskısı ya da baba korkusuyla örtünmektedir. Bu görüş medyada aynen desteklenir ve insanların bilinç altına bu düşünce yerleştirmeye çalışılır.</div>
<div> </div>
<div>Yaşanmış bir hadiseyi örnek vererek konuyu bitirmek istiyorum. Amerika&#8217;da başörtüsü takan genç bir kızımıza bir Türk arkadaşı diyor ki: Artık Türkiye&#8217;de değilsin, niye başını örtüyorsun? Genç kızımız da cevaben başını inandığı için örttüğünü, bunun Türkiye&#8217;de olup olmamakla bir ilişkisi olmadığını söylüyor. İşte medyanın yönlendirmesi ve zihinlerde yarattığı etki&#8230;</div>
<div> </div>
<div>Osman Özsoy&#8217;un ilgili yazısı için:</div>
<div><a href="http://www.haber7.com/haber/20090624/Ah-Ayse-ah-soyundun-yine-ortemedin.php">http://www.haber7.com/haber/20090624/Ah-Ayse-ah-soyundun-yine-ortemedin.php</a></div>
<div> </div>
<div>Mustafa Karaalioğlu&#8217;nun ilgili yazısı için:</div>
<div> <a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-karaalioglu/bir-turlu-cikmayan-turban-krizi-196493.htm">http://www.stargazete.com/gazete/yazar/mustafa-karaalioglu/bir-turlu-cikmayan-turban-krizi-196493.htm</a></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/mehmetcogal/belcikada-turban-krizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Memleket Yazıları-1</title>
		<link>http://aynalar.org/fatih/memleket-yazilari-1/</link>
		<comments>http://aynalar.org/fatih/memleket-yazilari-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 20:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Ceran]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[memleket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[Uzunca bir zamanın ardından, iki yıl sonra, memleketteyim. Hemen hatırlatmak isterim ki; bizim memleket, insanın kafasını karıştırmaya her daim yetecek tezadı bünyesinde barındırıyor. Bir yanılgının  itirafı mıdır, yoksa tespit mi bilmem; şu an yaşayan Türkiye, anlaşılması güç, karmaşık  bir resim veriyor ve kurguladığınız formüllerin gerçeği tamamen kuşatamadığını görüyorsunuz. Bir derece görülebilir olan; bu ülkenin, zıt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-33" title="yazar_fatih_ceran2" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_fatih_ceran2.jpg" alt="yazar_fatih_ceran2" width="151" height="64" /></p>
<p>Uzunca bir zamanın ardından, iki yıl sonra, memleketteyim. Hemen hatırlatmak isterim ki; bizim memleket, insanın kafasını karıştırmaya her daim yetecek tezadı bünyesinde barındırıyor. Bir yanılgının  itirafı mıdır, yoksa tespit mi bilmem; şu an yaşayan Türkiye, anlaşılması güç, karmaşık  bir resim veriyor ve kurguladığınız formüllerin gerçeği tamamen kuşatamadığını görüyorsunuz. Bir derece görülebilir olan; bu ülkenin, zıt yönlerde hareket eden çok fazla belirleyicinin tam da odağında bulunuyor olması.</p>
<p>Önümüzdeki birkaç yazıda, size memleket ahvalinden notlar arzedeceğim.<span id="more-247"></span></p>
<p>İlk göze çarpan, elbette ki medya…</p>
<p>Türkiye’de medya, hala, talebi manipüle ederek devam-ı hayat ediyor. Polisiye dizileri komedi, aile dizileri ise koyu dram kıvamında. Reklamlar, sürekli bir eğlence vurgusuyla tüketimi kamçılayarak, ciddiyetin hayli gerisine düşmüş vaziyette; benzerini Amerika’daki Hispanik kanallarda görmek mümkün. Amerikan medyasını eleştiren arkadaşların, Türkiye’deki karmaşık medya resmini analiz etmesini dileyerek bu bahsi geçiyoruz; zira bu konu, bendenizi aşar, olsa olsa Mehmet Bey’in mevzuudur, ehline havale…</p>
<p>Sonra toplumdaki çok renklilik…</p>
<p>Türkiye, çok renkli bir ülke, öyle ki, bazan kaotik bir görünüm arzedebiliyor. Bu ülkede, siyasetin birinci meselesi, bu çok renkliliğin nasıl idare edileceği olsa gerek. Mevcut siyaset dilinin, toplumun fay hatlarına oynadığı hesaba katılırsa; bu konu, daha uzunca bir süre sorun olmaya devam edecek gibi görünüyor. Siyasilerin, Türkiye okumaları, teoride gerçeği yansıt(a)mamak, pratikte de sorunlara çözüm ol(a)mamakla malul. Türkiye’yi anlamak için, uzun soluklu bir tarih çalışması şart; hem de bu ülkede üst süte gelen kültürleri hesaba katan, farklı açılardan, çapraz okumalarla.</p>
<p>Günlük hayat ahlakı…</p>
<p>İnsanımızın, “günlük hayat ahlakı” ile ciddi sıkıntıları var. Çoğu insan, kuralları, toplumu belli bir düzene bağlı kılması açısından anlamlı bulsa da, kendini bunların üstünde tutuyor. Yani, gündelik hayat bağlamında, henüz bir toplumsal mutabakata varılmış değil. Kesin olan, mevcut eğitim sisteminin, bu mevzuda oldukça başarısız olması. Ancak bu konunun daha fazla ertelemeye tahammülü yok; ya, din yahut gelenek ekseninde yeni bir eğitim modeli oluşturulmalı, ya da püritenler gibi, dini referansı olmayan, bir günlük hayat ahlakı eğitimi verilmelidir. Bu ikisinin, uygun oranda karışımı ise, problematik olmakla beraber, çözüm için daha uygun bir yol gibi gözüküyor.</p>
<p>…….</p>
<p>Fikri fikrimiz gibi olanların, Türkiye’yi sevmek için bir sebep-sonuç ilişkisine ihtiyacı yok şüphesiz. Ancak, moral bulmak için, arada bir, şimdiden ziyade maziye nazar etmek, yahut, pratikteki arızaları aşıp, potansiyel ekseninde icra-yı hayal etmekte fayda var…</p>
<p>Gene görüşmek üzere.</p>
<p>21 Haziran / Ankara</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/fatih/memleket-yazilari-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çok iyi İngilizcem var, ben de yazar olabilirim (!)</title>
		<link>http://aynalar.org/mehmetcogal/cok-iyi-ingilizcem-var-ben-de-yazar-olabilirim/</link>
		<comments>http://aynalar.org/mehmetcogal/cok-iyi-ingilizcem-var-ben-de-yazar-olabilirim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 04:17:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MehmetCogal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Çoğal]]></category>
		<category><![CDATA[guncel]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[      Amerika&#8217;da yaşıyor olmakla birlikte internet sayasinde Türk medyasını çok yakından takip edebilme imkanına sahibim. Hatta, saat farkından dolayı bir sonraki günün yazılarını da akşamdan okuyorum, bu durum her gün kapımıza gelen gazetenin büyüsünün kaybolmasına da neden oluyor. Lakin ben bu aavantajdan şikayetçi değilim. Zira, bir okur için en güzel his severek ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-100" title="yazar_mehmet_cogal" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/05/yazar_mehmet_cogal.jpg" alt="yazar_mehmet_cogal" width="171" height="63" /></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;">Amerika&#8217;da yaşıyor olmakla birlikte internet sayasinde Türk medyasını çok yakından takip edebilme imkanına sahibim. Hatta, saat farkından dolayı bir sonraki günün yazılarını da akşamdan okuyorum, bu durum her gün kapımıza gelen gazetenin büyüsünün kaybolmasına da neden oluyor. Lakin ben bu aavantajdan şikayetçi değilim. Zira, bir okur için en güzel his severek ve beğenerek takip ettiği yazarların yazısını heyecanla beklediği andır. Bu yüzden New York saati ile akşam 8-9 arası benim için de &#8216;Acaba hangi gazete güncellendi&#8217; merakıyla web siteleri arasında dolaştığım zaman dilimleridir.<br />
<span id="more-227"></span><br />
<img title="Daha fazla..." src="http://aynalar.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" />İyi bir gazete okuyucusu olduğumu söyleyebilirim. İlkokul günlerinde eve gelen gazeteyi didik didik edip her s<img title="Daha fazla..." src="http://aynalar.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" />atırını okuduğumu, ortaokul yıllarında biriken cep harçlığımı hep gazeteye dergiye yatırdığımı, lisede artık elimde bir gazeteyle dolaştığımı çok iyi hatırlıyorum. Ardından üniversite yılları: Biraz daha entelektüel birikim ortaya koyma çabasıyla takip edilen yazarlar, katılınan konferanslar, paneller. Derken iş hayatı ve artık okuma çabasının yerini, hangi yayınları takip etsem mesleki anlamda daha çok işime yarar kaygısı alıyor.</p>
<div style="text-align: justify;">Bugünse tüm bu kaygılardan uzak, biraz daha hayata bakış açım hangi yöndeyse o yönde yazarlara öncelik verme ve ardından bir de muhalifler bu konuda neler yazmış düşüncesiyle her fikir ve düşünce akımından yazılar okuma eğilimindeyim. Ancak, Türkiye&#8217;de pazar günleri sabah ilk iş kalkıp bir gazete bayisinden aldığım bir tomar gazeteyi saatlerce okumanın zevkini de aramıyor değilim.</div>
<div style="text-align: justify;">Neyse, gelelim mevzumuza. Artık, günümüz Türk yazarlarında çok rahatsız edici bir hastalık belirmeye başladı. Ne yazarlarsa yazsınlar, içinde bir İngilizce, ya da başka bir dilden bir şekilde alıntılanmış bir kelime ya da cümle ile yazı yazmaya kalkışıyorlar. Bunu yakın bir zaman kadar kendilerini Beyaz Türk, entel elit ya da profesör diye tanıtan yazar grubu alışkanlık haline getirmişken şimdilerde artık muhafazakar kimliğiyle tanıdığımız pek çok yazar da bu akıma kendilerini kaptırmış vaziyetteler.</div>
<div style="text-align: justify;">Hadi diyelim ki yurtdışında yaşıyorsun, yabancı dil konuşa konuşa anadilinden uzaklaşmışsın ve vatandan uzak olduğun için de o kelimenin karşılığını bulamadın,</div>
<div style="text-align: justify;">Ya da farz edelim Türk Dil Kurumu henüz bu kelimeyi daha sözlüklere bile almadı ve sen de uydurukça bir kelime üretmek istemediğin için sözcüğün orijinalini vermek istedin.,</div>
<div style="text-align: justify;">Hadi bunları da geçtik, sırf literatür takip eden çok entel, üç beş yabancı dil bilen araştırmacı vs. takımına hitap eden yazılar yazıyorsun ve zaten avam senin dilinden anlamadığı için halkın seviyesine inmeye lüzum bile duymuyorsun.</div>
<div style="text-align: justify;">Fakat, tüm bunların hiçbirisinin geçerli olmadığı bir durumda ve konumdaysan, sırf hayatının bir kısmını hasbelkader yurtdışında geçirmiş, az biraz İngilizcenle yarım yamalak okuduğun NewYorker dergisini hatim ederek kendinin yere göğe sığdıramamış, ikide bir de kalkıp Türkçe&#8217;de gayet de güzel karşılığı olan kelimeleri kullanmakta anlaşılmaz bir ısrar gösteriyorsan&#8230;</div>
<div style="text-align: justify;">İngilizce atasözlerini, sanki koskoca Türk Atasözleri ve Deyimler Klavuzunda bunun yerine kullanabileceğin yakın bir ifade bulamamışsan, ikide bir de kalkıp &#8216;bu yıl Paris&#8217;e gidince mutlaka falanca restorana da gideceğim, zaten Berlin&#8217;deki film festivalinde de herkes bu mekandan söz ediyordu&#8217; türünden yazılar kaleme alıp milletin gözüne sokar gibi &#8216;Bak görüyor musun ey okur, bir Evliya Çelebi bir e ben&#8217; türü görgüsüzlükler yapıyorsan&#8230;</div>
<div style="text-align: justify;">İlla herşeyin iyisi Batıda olur anlayışından bir türlü kopamadığın için hala Amerikan medyasını referans almakan bıkıp usanmadıysan, Türkiye&#8217;de kimsenin adını dahi duymadığı dergilerin yayın serüvenlerini çok iyi bildiğinle övünerek aslında kendini zavallı bir konuma düşürdüğünün farkında bile değilsen&#8230;.</div>
<div style="text-align: justify;">Kusura bakma ama ben de seni yazar listemden silerim arkadaş.İngilizce yazı okumak istesem zaten elimim altında tüm dünya medyası var, hani ukalalık gibi olmasın az biraz İspanyolca da anlıyoruz, kalkıp senin uyduruk, oardan burdan kotarılmış, hiç bir derinliği olmayan yazılarına tenezzül etmem.</div>
<div style="text-align: justify;">Türk dilinin, Türkçe olimpiyatı gibi uluslararası bir etkinlikle artık dünya dilleri arasında haklı bir şekilde yerini aldığı, Amerikan hükümetinin Türk lisanını kritik diller arasına soktuğu şu zaman dilimlerinde hala kaynağı belirsiz bir Batı özentisiyle yazan Türk kimlikli ancak ezik, benliğinden kopuk ve kendi toplumundan bir o kadar da uzak yazar müsveddelerini okumuyoruz efendim.  Bu böyle biline&#8230;</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/mehmetcogal/cok-iyi-ingilizcem-var-ben-de-yazar-olabilirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kendinden Şikayetçi Olan Medya</title>
		<link>http://aynalar.org/mehmetcogal/kendinden-sikayetci-olan-medya/</link>
		<comments>http://aynalar.org/mehmetcogal/kendinden-sikayetci-olan-medya/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 23:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MehmetCogal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mehmet Çoğal]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yer alan bir haber dikkatimi çekti. İstanbul'da bir ilköğretim okulunda ortaokul çağındaki bir erkek çocuğu, aynı okulda okuyan dördüncü sınıf öğrencisi bir kız çocuğuna zorla bilmemne yaptırmış. Durum, kız çocuğundaki davranış bozuklukları sonrasında ortaya çıkınca hem kız hem de erkek öğrenci okuldan uzaklaştırılmışlar. Haberin devamında bir uzman psikiyatristin görüşlerine de yer veriliyordu. Ancak haberin sonraki versiyonlarında bu görüşlerden rahatsız olunmuş olacak ki, bu ifadeler haberden çıkarılmıştı. Şöyle diyordu psikiyatrist doktor:
Gazetelerde, Tv'lerde sürekli cinsellik, ahlaksızlık, her türlü gayri meşru ilişki ve cinsel sapkınlıklardan söz edilir oldu ve bu yayınların genç dimağlar üzerinde etkisi büyük. Bundan 20 yıl önce böyle olaylar yaşanmıyordu bu toplumda.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignnone size-full wp-image-100" title="yazar_mehmet_cogal" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/05/yazar_mehmet_cogal.jpg" alt="yazar_mehmet_cogal" width="171" height="63" /></p>
<div style="text-align: left;">Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yer alan bir haber dikkatimi çekti. İstanbul&#8217;da bir ilköğretim okulunda ortaokul çağındaki bir erkek çocuğu, aynı okulda okuyan dördüncü sınıf öğrencisi bir kız çocuğuna zorla bilmemne yaptırmış. Durum, kız çocuğundaki davranış bozuklukları sonrasında ortaya çıkınca hem kız hem de erkek öğrenci okuldan uzaklaştırılmışlar. Haberin devamında bir uzman psikiyatristin görüşlerine de yer veriliyordu. Ancak haberin sonraki versiyonlarında bu görüşlerden rahatsız olunmuş olacak ki, bu ifadeler haberden çıkarılmıştı. Hatırlayabildiğim kadarıyla şöyle diyordu psikiyatrist doktor:</div>
<blockquote style="text-align: left;">
<div style="text-align: justify;"><em>Gazetelerde, Tv&#8217;lerde sürekli cinsellik, ahlaksızlık, her türlü gayri meşru ilişki ve cinsel sapkınlıklardan söz edilir oldu ve bu yayınların genç dimağlar üzerinde etkisi büyük. Bundan 20 yıl önce böyle olaylar yaşanmıyordu bu toplumda.</em></div>
</blockquote>
<p><span id="more-151"></span></p>
<div style="text-align: left;">Bu ifadeler, aslında çok ironik bir durumu da ortaya koyuyordu esasında. Kendinden şikayetçi olan bir medya görüntüsü vermektense haberin kesilerek yayınlanması daha çok işlerine gelmişti. Hakikaten, yazılı ve görsel basın tarafından sürekli cinsellik bombardımanına maruz bırakılan henüz ergenlik çağında cinselliği yeni yeni öğrenmeye başlayan genç bireyler büyük bir tehlike altındalar.</div>
<div style="text-align: left;">Bugünlerde karşımıza çıkan bu  ve benzeri hadiseler şimdiden büyük sıkıntıların yaşanacağının bir nevi göstergesi durumunda. Günümüzde, cinsi münasebete girme yaşı 12&#8242;lere kadar düşmüş durumda, hamile kalan öğrenci kızlar, genç yaşta zührevi hastalıklara yakalananlar, ortaokul çağında para karşılığı birliktelikler akılalmaz rakamlarla ifade edilmekte. Uzmanların hemfikir oldukları bir şey var: O da bu gidişatı hızlandıran en büyük etkenin medya organları ve internet olduğu.</div>
<div style="text-align: left;">Nasıl olmasın ki. Bakın, Türkiye&#8217;nin en çok ziyaret edilen sitelerinden birinin Milliyet İnternet Sitesinde herhangi bir günde ne tür haberlerin yer aldığına şöyle bir göz atalım:</div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">En seksi havuzlar</div>
<div style="text-align: left;">İşte Berlusconi&#8217;nin haremi</div>
<div style="text-align: left;">Çıplaklık hoşuma gidiyor</div>
<div style="text-align: left;">En güzel Bond kızları</div>
<div style="text-align: left;">22&#8242;sine kadar bakireymiş vs. vs.. </div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">Haberlerin çoğu cinsel çağrışımlı, çıplaklığın yer aldığı resim galeri tıklanma rekorları kırmakta, sitenin sağında solunda cinsel gücü artırıcı ürünlerin reklamları derken dört bir yanımız cinsel içerikli materyal ile çevrilmiş durumda.</div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">Peki tüm bunlar hangi amaçla yapılıyor, elbette reyting. Hiç kuşkusuz bu tür haber ve resimlerin olduğu siteler daha çok tıklanıyor, tıklanma başına reklam gelirleri artıyor, bu gazetenin kasasına daha çok para giriyor. Yani, işin ucunda cinsel devrim ya da ifade özgürlüğü falan yok, tamamen para var.</div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">Neticede bu siteleri hazırlayan kişiler 18 yaşın çok çok üzerinde ve belki de onlar için bu tür haberler çok da normal. Hatta kendi pencerelerinden bakıldığında zararsız bile. Ancak, gözlerden kaçan bir diğer konu bu sitelerin ya da içeriğin 18 yaşın altındakiler tarafınan kolayca ulaşılabilecek bir uzaklıkta olması. Nitekim yapılan araştırmalar, bu tür içeriğin çocukların zihninde cinselliğe giden yolda hep daha fazlasını isteme ve daha uç örnekler görmeye doğru götüren bir talep ortaya çıkarma şeklinde sonuçlar doğurduğunu ortaya koymakta. Kısacası, genç bireyler çıplaklık kesmeyince soluğu pornografik sitelerde alıyorlar. Yine bir araştırma bulgularına göre porno sitelerin yüzde 70 ziyaretçi profili yine 13-17 yaş grubu arasındaki gençlerden oluşuyor.</div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">Yüzünü batıya çevirmiş bir Türkiye, sınır tanımayan cinsellik deneyiminin bugünlerde olumsuz sonuçlarını almaya başlayan Batı ülkelerine bakarak, geç olmadan bu konuda bir takım önlemler almalı ve özellikle 18 yaşın altındaki bireylerin korunmasına yönelik tedbirleri sıkılaştırmalıdır. Aksi takdirde gelecek nesil bin türlü problem ve sapkınlıkla gelmektedir ki bu da dünyanın belki de en büyük problemlerinden biri olmaya namzettir.</div>
<div style="text-align: left;"> </div>
<div style="text-align: left;">Haberin ayrıntıları için: <a href="http://www.cafesiyaset.com/haber/20090522/Ilkogretim-okulunda-taciz-skandali.php">http://www.cafesiyaset.com/haber/20090522/Ilkogretim-okulunda-taciz-skandali.php</a></div>
<p style="text-align: left;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/mehmetcogal/kendinden-sikayetci-olan-medya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	<img style='margin:0;padding:0;border:0;' width='1px' height='1px' src="http://aynalar.org/wp-content/plugins/mystat/mystat.php?act=time_load&id=30429&rnd=1384542363" /></channel>
</rss>
