<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aynalar.org &#187; Kürt Sorunu</title>
	<atom:link href="http://aynalar.org/tag/kurt-sorunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://aynalar.org</link>
	<description>. . . : görmek için : . . .</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2012 08:30:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Kürt Sorunu Çözülürse!</title>
		<link>http://aynalar.org/fatih/kurt-sorunu-cozulurse/</link>
		<comments>http://aynalar.org/fatih/kurt-sorunu-cozulurse/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 16:09:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fatih Ceran]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Türkiye&#8217;nin Kürt Sorunu&#8221;, çözüldüğü takdirde, sorundan &#8220;ekmek yiyenlerin&#8221; sıkıntıya düşeceği kesin. Neden? Ülkemizde sivil siyaset  ve askeri-sivil bürokrasi birtakım dengelerle kaimdir. Bu dengeler ise iki temel tehlike varsayımıyla kurulur; Kürt Meselesi ve İrtica. Bugün konumuz birincisi ve daha çok ekmek yedireni; Kürt Meselesi doğrudan terörle dillendirildiği için, çağdaş demokrasilerde olmayan bazı kurum ve yapılara da hayatiyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-25" title="yazar_fatih_ceran" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_fatih_ceran.jpg" alt="yazar_fatih_ceran" width="167" height="73" /></p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">&#8220;Türkiye&#8217;nin Kürt Sorunu&#8221;, çözüldüğü takdirde, sorundan &#8220;ekmek yiyenlerin&#8221; sıkıntıya düşeceği kesin. Neden? Ülkemizde sivil siyaset  ve askeri-sivil bürokrasi birtakım dengelerle kaimdir. Bu dengeler ise iki temel tehlike varsayımıyla kurulur; Kürt Meselesi ve İrtica. Bugün konumuz birincisi ve daha çok ekmek yedireni; Kürt Meselesi doğrudan terörle dillendirildiği için, çağdaş demokrasilerde olmayan bazı kurum ve yapılara da hayatiyet veriyor.<span id="more-369"></span></p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Evvela bürokrasinin yapılanmasına göz atalım. Mevzu terör olduğu için bu analizde askeri bürokrasinin önceliği var. Sade bir söyleyişle; asker, güvenliği sağlamak içindir. Güvenlik açığı olan zamanlarda askere yapılan yatırım artırılır ve asker sair zamanlarda olduğundan daha önemli hale gelir. Böyle  zamanlarda, askerin ne söylediği önemlidir. Tehlike ülke sınırları dahilindeyse, askerin tavrı-duruşu, sivil siyasetin önüne geçebilir; çünki asker pozitif yaptırımları ile güvenlik, negatif yaptırımları ile de özgürlük standartlarını belirlemek durumundadır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Sözkonusu güvenlik açığının sürekli olması durumunda, asker-sivil dengesinin asker lehine bozulacağında şüphe yok. O halde, siyasette ağırlığını kaybetmek istemeyen asker için, Kürt meselesinin özellikle terör ekseninde dillendirilmesi bir avantajdır. Aksi halde, sorun çözücü ve esnek yapısı ile sivil siyaset, dengeleri kendi lehine değiştirecek ve askerin politize olmasına da, siyaset alanında söz söylemesine de gerek kalmayacaktır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Şimdi düşünelim; Ergenekon terörünün önde gelen simalarının emekli ya da muvazzaf askerler olduklarını biliyoruz. Adamların tek derdinin siyasete müdahale olduğu gün gibi ortada iken kendimize soralım; böyle hesapları olan asker, Kürt Meselesinin çözümünü ister mi? Heriflerin PKK ile dirsek temasında olmasında da bu açıdan bakıldığında, şaşılacak birşey yok. Sürekli terör, hem siyasete ağırlık koyma olanağı sağlıyor hem de şartları olgunlaştırıp kaos ortamı oluşturmak &#8220;kısmet olursa&#8221; darbe planlarına meşruiyet zemini hazırlıyor.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Görev tanımının dışına çıkan askerin ülkeye neye mal olduğunu gördünüz değil mi!</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Geçelim&#8230;</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Sivil bürokratik yapılanmanın da külliyetli bir kısmı, ülkede birtakım sabit tehditler olduğu varsayımıyla oluşturulmuş. Tehdidin tanımı yine aynı; irtica ve terör. Sistemi bu şekilde kuranlar, sivil bürokrasiden bağımsız olarak, toplum üzerinde kontrol sağlayacak bir otorite istemişler belli ki. Çünki, sivil otorite, popüler talep doğrultusunda değişebilir, bazı konularda farklı düşünebilir hatta bürokrasinin temel kabullerini değiştirmeye bile kalkışabilir.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Mesela, ciddi bir tehdit algılamasının olmadığı bir ülkede, Anayasa Mahkemesi gibi bir kurum, varlığını nasıl izah edebilir? Bizatihi Anayasa&#8217;nın, kendisine çizdiği görev tanımının dışına çıkarak, ikide bir siyasete müdahele eden bir Anayasa Mahkemesi&#8217;nin varlığı, ancak birtakım tehlikeler köpürtülerse anlamlı olabilir. Politikalarını beğenmediği bir siyasi partiyi, iktidar partisi bile olsa, kapatma yetkisi olan yüksek yargı bürokrasisi, evet, çok güçlü bir kontrol noktasıdır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Yargıçların ideolojik eğilimleri doğrultusunda, yine ikide bir sivil siyasete &#8220;haddini bildiren&#8221; Yargıtay, siyaset üzerinde dehşetli bir kontrol sağlar. Haddini bildirme hadisesi de, yine toplumun tehlike algılaması kontrol edilerek yapılır. Bu da, medya patronları ve zenginler ile yüksek yargı üyeleri arasında bir çıkar ilişkisinin doğmasına zemin hazırlayarak, kontrol mekanizmasını güçlendirir.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Şimdi&#8230;</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Yüksek yargı bürokrasisi ile askeri bürokrasinin ortak çalışması durumunda, milli irade üzerinde nasıl zalim bir baskı ve kontrol mekanizmasının kurulacağını, varın siz düşünün. Yakın tarih, bunun acı örnekleriyle doludur.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Sürekli tehdit, sürekli kontrol demektir; kullanışlıdır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Bir sonraki yazımızda, sivil siyaset ekseninde Kürt Meselesinin çözümüne neden direnç gösterildiğini ele alacak, medyanın bu sürece nasıl taraf olarak müdahil olduğuna değineceğiz.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Fatih Ceran</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">10 Ağustos 2009</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Conn/ABD</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/fatih/kurt-sorunu-cozulurse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	<img style='margin:0;padding:0;border:0;' width='1px' height='1px' src="http://aynalar.org/wp-content/plugins/mystat/mystat.php?act=time_load&id=93736&rnd=1532410032" /></channel>
</rss>

