
TÜRK DEMOKRASİSİ İÇİN ZAFER Mİ?
A_Win_For_Turkish_Democracy (Yazının Orijinali-PDF formatında)
A.B.D’ de faaliyet gösteren, Dış İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations) adlı düşünce kuruluşunun, Ortadoğu Çalışmaları Uzmanı Steven A. Cook ile yapılan röportaj. Çeviren; Fatih Ceran.
14 Eylül 2010
Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği ve 2002 yılından bu yana Türk siyasetinde baskın bir parti olan Ak Parti, geçtiğimiz 12 Eylül günü anayasada yapılacak değişiklikleri öngören önemli bir zafer elde etti. CFR Türkiye uzmanı Steven A. Cook, Türklerin çoğu değişimi istiyor diyerek şöyle devam etti; bazıları referandum sonuçlarını, demokrasinin bir ileri aşamaya taşınması olarak yorumlarken bazıları da, sonuçların, daha dindar ama daha az demokrat bir politik atmosfer doğuracağı şeklinde değerlendiriyor. Haziran ayında yapılacak olan seçimlerde de güçlü bir destek görürse Ak Parti’nin çok istediği tamamen yeni bir anayasa yazmak konusunda elinin çok güçlü olacağını da ekliyor Steven Cook. Türk-Amerikan ilişkilerinde son dönemde görülen gelişmeyi ve Türkiye-İsrail ilişkilerindeki mevcut gerilimin de kısmen azaldığını da ifade ediyor.
Bu Oylamanın Önemi Nedir? devamını oku…
Genelde Türk Milliyetçiliğinin, özelde de MHP’nin, ciddi anlamda bir demokratikleşme sorunu olduğunu söylemek mümkün. MHP, kendini, milliyetçiliğin yegane temsilcisi olarak görüyor ve bırakalım demokratikleşme sürecinin lokomotifi olmayı, direnç gösteren, statükoyu arkalayan bir tavır sergiliyor.
Sebepleri var, ve bunlar konjonktürel, gündelik siyaseti aşan sebepler.
Açalım. devamını oku…

Efendim bizler, sitemizin bir kısım yazarları gibi (bkz. Sayın Çoğal) deniz aşırı geziler yap(a)mıyoruz, lakin bu demek değildir ki, yan gelip yatıyoruz. Gözlemliyoruz efendim, işte buyurun; Türkiye İzlenimleri…
Birazdan okuyacağınız şeyler, uzunca bir süre yurt dışında kaldıktan sonra ülkesine dönen bir orta zekalının izlenimleridir. Yazar, geçen süre zarfında, memleketin manevi dinamiklerine (!) bigane kalmış, bizzat asimile olup öz vatanına bir oryantalist gibi bakar olmuştur; ibretliktir edendim. devamını oku…
‘Sekiz asır müslümanlara ev sahipliği yapmış İspanya’yı bizimle gezin’ diyordu elimdeki broşür. Madrid, Granada, Toledo, Malaga ve Cordoba’dan müteşekkil 10 günlük İspanya gezimiz elbette ki sürprizlerle doluydu ve paylaşmadan olmazdı. Gezi yazısında mahir onlarca üstad varken bu yazıyı yazmak haddime düşmezdi lâkin bir kaç cümleyle de olsa sizlere İspanya izlenimlerimi aktarmak istedim. Hem de olur ya yolunuz bir gün İspanya’ya düşerse bir kaç husus da aklınızda bulunsun diye düşündüm.
devamını oku…
Dilaver Sultanov*
Onları şöyle anlatıyor üstad: Mecnun aşkının kapısını çalıyor. İçeride minderler üzerinde dizini kırıp, kapalı kapılar ardında bile bakışlarını kucağına dikmiş oturuyor Leyli. Mushafın satırlarında tane tane geziniyor nazarları. Aniden kapının seslenişini duyunca, kalbinde titreme başlıyor. Kapıdaki el, ısrarını sürdürüyor. İffetin abidesinden yükselir gibi gür çıkıyor sesi Leyli’nin. “Kimsin?” diye soruyor. Şöyle cevaplıyor maşuk: “Benim”. Ne istediğinin farkında olan genç, ama olgun kız, sadece “Git!” diyor, bu yanıtın mukabilinde. Mahzun çehresi, uyarı salgılıyor Mecnun`daki beynin kimyasına. Aklına verilen emir, kapıyı üçüncü kez vurma isteğinin önüne dikiliyor. Geri döndüğünde, akranıyla göz göze geliyor Leyli. “Neden böyle cevap?” diye soran nazarlarına, vakur bir ciddiyetle, “Ben mushafı hatmettim, Mecnun ve’l Leyl’de kaldı” demeden duramıyor. Leyl, gece, karanlık demek. Leyli, Mecnun’a “leyle takılmış” teşhisi koyunca ferahlama hissediyor.
devamını oku…

Her günahta, ruhun bir yanı acıyor, inciniyor. Kaynağı belirsiz bir huzursuzluk olarak, örselenmiş bir ruhun kainatla rezonans olamaması olarak ödüyoruz yaptığımızın bedelini. Günah, insanda norm haline gelince de, huzursuzluk, yerini kopkoyu bir hissizliğe bırakıyor. Bu garip hissizliğin ardından ruhumuz donuyor; alarm vermeden, sessizce.
Bu donmuşluğu istikrar sanıyor, hatta bir kararlılık hali olarak algılıyoruz. Oysa yaşamak değişmektir. Yaşamak; spiralin kollarında yürürken, evrilmek ve saflaşmak ve böylece Yaradan’a yakın olmak demektir.
“Zaten O (cc), uzaklaşmayana yakındır. “ devamını oku…