Kamu Diplomasisi Unutuluyor mu?

Perşembe, 15 Eyl 2011 yorum yok

Belli bir demokratik olgunluğa sahip ülkelerle yapılan diplomatik ilişkilerde, kamu diplomasisi hem prensipte hem de sonuç alma bakımından önemlidir. Halkın söz konusu ilişkiyi nasıl algıladığı kayda değer ölçüde belirleyici olacaktır, neticede hükümetlerin bu algıya tamamen kayıtsız kalmaları beklenemez. Zira böyle bir kayıtsızlık en çok muhalefet partilerini sevindirecektir. Buna, dünyanın gittikçe daha küçük ya da ulaşılabilir bir yer haline gelmesini ve ülkeler bağlamında iç meselelerle dış meseleler arasındaki ayrımın gittikçe daha belirsiz hale geliyor olmasını da ekleyip düşünelim…

Modernite öncesi çağlarda kitlesel iletişim ve dolayısıyla kitleleri mobilize edecek ideolojiler de yoktu. Ulaşım ve iletişim alanlarında yaşanan gelişmelerin ardındansa dünyamız, insanı çok dolaylı ve uzak konularda da düşünmeye ve tavır almaya iten bir yer haline geldi.

devamını oku…

Categories: Fatih Ceran Tags:

Bir Kitap; İslâm Ahlâk Teorileri, Macid Fahri

Salı, 13 Eyl 2011 yorum yok

 

Türkçedeki ahlâk felsefesi literatüründe klâsik ahlâk teorileri üzerine yazılmış sistematik bir eserin bulunmaması, bu alanın araştırıcıları, öğrencileri ve meraklıları için büyük bir eksikliktir. Macid Fahri’nin di­limize kazandırılan bu eseri, bu boşluğu dolduracak nitelikte görün­mektedir. Eser, bu alanda yapılacak yeni çalışmalara alt yapı oluşturarak  düşünce dünyamızın zenginleşmesine katkı sağlayacaktır. Bir giriş bölümü ve dört ana bölümden oluşan kitabın sonunda okuyucunun tartışılan teorileri daha bariz bir şekilde takip edilmesini sağlayacak ör­nek metinler de yer almaktadır.

 

Giriş kısmında yazar ahlâk teorilerinin sınırlarını çizerek genel bir fikir sunmakta, buradan yola çıkarak İslâm ahlâkının mümkün olup olma­yacağı problemini okuyucunun cimine koymaktadır. devamını oku…

Categories: Turgay Yavuz Tags:

Askeri Vesayetin Gönüllü Bendeleri

Pazar, 11 Eyl 2011 2 yorum

Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluş yıllarında Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey, İttihat ve Terakki’ye olan muhalefeti nedeniyle hunharca katledildi ve bu olay Türk siyasetinde öyle bir travma oluşturdu ki, halen politikacılarımız bu meşum hatırayı bilinç altlarından söküp atamamışlardır.

Ali Şükrü Bey, 27 Mart 1923 günü Mustafa Kemal’in özel muhafız alayı komutanı olan Topal Osman tarafından öldürüldü. Son derece muhalif bir çizgide bulunan, İngilizce gazetelerden tercümeler yaparak, TBMM’yi bilgilendiren o dönemin entelektüellerinden olan Ali Şükrü Bey’in cesedi günler sonra Ankara dışında bir arazide tesadüfen bulundu.  Bu cinayet Türkiye’nin ilk siyasi suikastı ve ilk derin devlet operasyonu olarak da bilinmektedir.

devamını oku…

İsrail ile ilişkilerimiz gerçekten bozuldu mu?

Cuma, 09 Eyl 2011 2 yorum

Türkiye’nin Ortadoğu algısı Cumhuriyet döneminde olmadığı kadar şaz bir şekilde değişiyor. Türk Dışişleri yeni bir stratejiyi kurguluyor. Bu stratejiye dair yeni analizler ortaya koymanın önümüzde bir zorunluluk olarak durduğu kanaatindeyim. Bu bağlamda Türk, İsrail ilişkilerinin gelişim seyrine bakmakta fayda olduğu kanaatindeyim. Bu ilişkilerin gelişim seyrini daha iyi görebilmek içinde, Türkiye’nin İsrail’i tanımadan önceki ilişkilerine bakılmalıdır. devamını oku…

Doğru Düşünebilme Üzerine Bir Derkenar

Salı, 06 Eyl 2011 1 yorum

Avrupa, kendini yeniden inşa ettiği Rönesans’dan 4 asır önce Endülüs Emevi devleti büyük bir kültürel ve bilimsel ivme yakalamıştır.  Endülüs Emevilerin ortaya koyduğu bu çalışmalar Yahudilerin de gayretleriyle Avrupa dillerine aktarılmıştır. Bu eserler Avrupa’da Rönesansın temellerini atmıştır.  Değişen ile değişmeyen arasında dengeyi kurması mahareti nedeniyle Endülüs Emeviler üzerine yeniden düşünmek bir gereklilik olarak önümüzde durmaktadır. Bir medeniyeti ayakta tutan en önemli şey karşılıklı ilişkilerdeki alışveriştir. Bu verişin merak duygusunu sistematize ederek kurumsallaştırması çok önemlidir. Bu bağlamda sorulması gereken soru,  nasıl oldu da Avrupa’da karanlık çağ yaşanırken, Doğu dünyası medeni bir düzen inşa etti, sorusudur. devamını oku…

Başkanlık Sistemi Üzerine

Cumartesi, 27 Ağu 2011 yorum yok

Daha önce Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş gibi liderler de bu konunun tartışılmasını istemiş ve hatta Türkiye’deki bazı yönetim sorunlarının çözümü için Başkanlık sisteminin çare olabileceğini ileri sürmüşlerdi. Bu konunun sağlıklı değerlendirilebilmesi bağlamında, Türkiye’de Parlamenter sistemin durumu, açmazlarının neler olduğu, Başkanlık sisteminin hangi açılardan çare olabileceği ortaya konulmalıdır.

Bu türden tartışmalarda sağlıklı sonuçlara varabilmek için, gerekli olan temel yaklaşım, statükoyu körü körüne savunmamak olmalıdır. Yani ne Parlamenter sistemi, ne Başkanlık sistemini kutsamamak, faydacı, objektif bir yaklaşımla artılara, eksilere bakmak gerekir.

devamını oku…

Categories: Murat Akkaya Tags: