ana sayfa > Mehmet'çe > Kendinden Şikayetçi Olan Medya

Kendinden Şikayetçi Olan Medya

Pazartesi, 01 Haz 2009 yorum ekle yorumlara git

 

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yer alan bir haber dikkatimi çekti. İstanbul’da bir ilköğretim okulunda ortaokul çağındaki bir erkek çocuğu, aynı okulda okuyan dördüncü sınıf öğrencisi bir kız çocuğuna zorla bilmemne yaptırmış. Durum, kız çocuğundaki davranış bozuklukları sonrasında ortaya çıkınca hem kız hem de erkek öğrenci okuldan uzaklaştırılmışlar. Haberin devamında bir uzman psikiyatristin görüşlerine de yer veriliyordu. Ancak haberin sonraki versiyonlarında bu görüşlerden rahatsız olunmuş olacak ki, bu ifadeler haberden çıkarılmıştı. Hatırlayabildiğim kadarıyla şöyle diyordu psikiyatrist doktor:
Gazetelerde, Tv’lerde sürekli cinsellik, ahlaksızlık, her türlü gayri meşru ilişki ve cinsel sapkınlıklardan söz edilir oldu ve bu yayınların genç dimağlar üzerinde etkisi büyük. Bundan 20 yıl önce böyle olaylar yaşanmıyordu bu toplumda.

Bu ifadeler, aslında çok ironik bir durumu da ortaya koyuyordu esasında. Kendinden şikayetçi olan bir medya görüntüsü vermektense haberin kesilerek yayınlanması daha çok işlerine gelmişti. Hakikaten, yazılı ve görsel basın tarafından sürekli cinsellik bombardımanına maruz bırakılan henüz ergenlik çağında cinselliği yeni yeni öğrenmeye başlayan genç bireyler büyük bir tehlike altındalar.
Bugünlerde karşımıza çıkan bu  ve benzeri hadiseler şimdiden büyük sıkıntıların yaşanacağının bir nevi göstergesi durumunda. Günümüzde, cinsi münasebete girme yaşı 12′lere kadar düşmüş durumda, hamile kalan öğrenci kızlar, genç yaşta zührevi hastalıklara yakalananlar, ortaokul çağında para karşılığı birliktelikler akılalmaz rakamlarla ifade edilmekte. Uzmanların hemfikir oldukları bir şey var: O da bu gidişatı hızlandıran en büyük etkenin medya organları ve internet olduğu.
Nasıl olmasın ki. Bakın, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden birinin Milliyet İnternet Sitesinde herhangi bir günde ne tür haberlerin yer aldığına şöyle bir göz atalım:
En seksi havuzlar
İşte Berlusconi’nin haremi
Çıplaklık hoşuma gidiyor
En güzel Bond kızları
22′sine kadar bakireymiş vs. vs..
Haberlerin çoğu cinsel çağrışımlı, çıplaklığın yer aldığı resim galeri tıklanma rekorları kırmakta, sitenin sağında solunda cinsel gücü artırıcı ürünlerin reklamları derken dört bir yanımız cinsel içerikli materyal ile çevrilmiş durumda.
Peki tüm bunlar hangi amaçla yapılıyor, elbette reyting. Hiç kuşkusuz bu tür haber ve resimlerin olduğu siteler daha çok tıklanıyor, tıklanma başına reklam gelirleri artıyor, bu gazetenin kasasına daha çok para giriyor. Yani, işin ucunda cinsel devrim ya da ifade özgürlüğü falan yok, tamamen para var.
Neticede bu siteleri hazırlayan kişiler 18 yaşın çok çok üzerinde ve belki de onlar için bu tür haberler çok da normal. Hatta kendi pencerelerinden bakıldığında zararsız bile. Ancak, gözlerden kaçan bir diğer konu bu sitelerin ya da içeriğin 18 yaşın altındakiler tarafınan kolayca ulaşılabilecek bir uzaklıkta olması. Nitekim yapılan araştırmalar, bu tür içeriğin çocukların zihninde cinselliğe giden yolda hep daha fazlasını isteme ve daha uç örnekler görmeye doğru götüren bir talep ortaya çıkarma şeklinde sonuçlar doğurduğunu ortaya koymakta. Kısacası, genç bireyler çıplaklık kesmeyince soluğu pornografik sitelerde alıyorlar. Yine bir araştırma bulgularına göre porno sitelerin yüzde 70 ziyaretçi profili yine 13-17 yaş grubu arasındaki gençlerden oluşuyor.
Yüzünü batıya çevirmiş bir Türkiye, sınır tanımayan cinsellik deneyiminin bugünlerde olumsuz sonuçlarını almaya başlayan Batı ülkelerine bakarak, geç olmadan bu konuda bir takım önlemler almalı ve özellikle 18 yaşın altındaki bireylerin korunmasına yönelik tedbirleri sıkılaştırmalıdır. Aksi takdirde gelecek nesil bin türlü problem ve sapkınlıkla gelmektedir ki bu da dünyanın belki de en büyük problemlerinden biri olmaya namzettir.

 

Categories: Mehmet'çe Tags:
  1. Perşembe, 04 Haz 2009 zamanında 13:38 | #1

    İsabetli bir tahlil. Bir kısım medyanın tahriki var, teşviki var, özendirmesi var.
    Çocuk veya genç yaşta bu olumsuz propagandanın da etkisiyle vahşete varan sonuçlar ortaya çıkınca da yakınma. Timsahın gözyaşları bu mu acaba?
    Mehmet Çoğal beyi tebrik ediyorum. Toplumun en önemli yaralarından birine parmak bastığı için.

  1. şimdilik geri bağlantı yok