ana sayfa > Mehmet'çe > Belçika’da Türban Krizi (!)

Belçika’da Türban Krizi (!)

Perşembe, 25 Haz 2009 yorum ekle yorumlara git

 

Güzel ülkemiz Türkiye bir belge kriziyle çalkalanırken, olanca gücüyle gündemi değiştirmeye çabalayan medyamız ise Belçika’da bir türban krizi çıkarttı. Hem de öyle böyle değil, ülke neredeyse ayağa kalkmıştı, tıpkı Türkiye’de vakti zamanında yaşandığı gibi mecliste bir yemin etme krizi çıkacaktı. Lakin, öyle olmadı. Tam aksine, oturmuş demokrasisiyle hem Belçika halkı hem de parlamentosu türbanlı vekilini bağrına bastı ve herhangi bir kriz çıkmadan yemin töreni gerçekleşti.
Olmayan şeyleri olmuş gibi göstermekte, ufacık hadiseleri büyütmekte bizim medyanın üzerine yok. Geçtiğimiz hafta malumunuz belge krizi yaşanırken boyalı basının sarışın yazarlarından biri soyunmaya kalktı. Haber 7 yazarlarından Osman Özsoy, bu anlamsız hareketi gündemi değiştirme çabası olarak yorumladı. Haksız da sayılmazdı zira Hürriyet gazetesi bu önemli gelişmeyi (!) ana sayfadan büyük puntolarla veriyordu.
Aynı şekilde, bir diğer gündem değiştirme girişimi de yukarıda sözünü ettiğimiz Mahinur Özdemir’in yemin etme töreninde kriz çıkacağı söylentileri idi. Bu olayın aslında böyle olmadığının ortaya çıkması yine medyamızın gündemdeki olayları nasıl manipüle ettiğinin bir diğer göstergesi idi. Aslında yalnızca bu iki örneğe bakılarak Türk medyasının kendi gündemini kendisinin oluşturduğu, gerektiğinde olayları farklı bir biçimde sunabildiği ve kitleleri yönlendirme gayretinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bir diğer mesele de, Türk medyasının türban krizinde aldığı tavır. Mustafa Karaalioğlu, Star’daki yazısında bu konuyu oldukça güzel bir şekilde ele almış ve medyanın geçmişte yaşanan türban krizinde olduğu gibi asıl niyetinin laik devlet yapısını korumak değil, türbanlı bir kimsenin milletvekili olarak seçilmesine müsaade etmemek. Hatta toplumsal bir mutabakat çıksa, halk bu konuda türbanlı vekilin ardından dursa yine umurlarında değil çünkü onlar için türban başlıbaşına bir tehlike. İster Türkiye’de olsun isterse de dünyanın öte ucunda bir ülke olsun, türbanlı insan eşittir potansiyel rejim tehdidi, devlet düşmanı vs vs….
Medya’nın bu yönlendirmesi başarılı oluyor mu, tamamen olmasa da bir takım kimselerin olaya bakış açısını şekillendirdiği ortada. Nedir mesela: Hep o çok bilmiş dinazor neslinden yazarlarımız der ki:
Türban siyasal bir simgedir, belli bir siyasi görüşü simgelemektedir. Türban takan kızlarımızın çoğu mahalle baskısı ya da baba korkusuyla örtünmektedir. Bu görüş medyada aynen desteklenir ve insanların bilinç altına bu düşünce yerleştirmeye çalışılır.
Yaşanmış bir hadiseyi örnek vererek konuyu bitirmek istiyorum. Amerika’da başörtüsü takan genç bir kızımıza bir Türk arkadaşı diyor ki: Artık Türkiye’de değilsin, niye başını örtüyorsun? Genç kızımız da cevaben başını inandığı için örttüğünü, bunun Türkiye’de olup olmamakla bir ilişkisi olmadığını söylüyor. İşte medyanın yönlendirmesi ve zihinlerde yarattığı etki…
Osman Özsoy’un ilgili yazısı için:
Mustafa Karaalioğlu’nun ilgili yazısı için:
Categories: Mehmet'çe Tags: , ,
  1. Deniz
    Cuma, 03 Tem 2009 zamanında 19:57 | #1

    Turban, din dusmanlarinin en tahammul edemedikleri sey desek yalan olmaz sanirim. Onlar butun dusmanliklarini onda barindirip, siyaseti de malzeme yapip, her firsatta kinlerini gosteriyorlar. Basortusu takmanin sadece bir inanc geregi oldugunu ve cogumuzun, onlarin kullandiklari malzemelerden dolayi olusan baskilar uzerimizden kalkar kalkmaz bu geregi yerine getirdigimizi anlasalar keske. Basortusu takamadigim donemde bircok “aydin” kisiyle konustugum zaman aslinda sunu anladim ki onlar cok iyi biliyorlar bizlerin devlet dusmani olmadigimizi. Onlarin tek istemedikleri sey dinin onlarin yasadigi ortama girmemesi.

  1. şimdilik geri bağlantı yok