Sanatçının Ahlak Kaygısı Olmaz mı?

Şöyle bir soruyla başlayalım; sanatçıyı, toplumun genel geçer ahlak kurallarından bağımsız kılan şey nedir?
Bu soruya, sanatçının bakışının toplumu yansıtmak zorunda olmadığından tutun da, kuralları çiğnemenin şehvetinden büyük eserler doğacağını beklemeye kadar çeşitli cevaplar verilebilir. Ancak, bu cevapların hemen hepsinde sanatçı bir “prometheus’tur”; kutsal ateşi çalmak, daha doğrusu, kutsalın ateşini söndürmek üzere yola çıkmıştır ve hani, ne yapsa yeridir.
…….
Eski tartışmaya geri dönersek; sanat eğer halk için varsa, halkın hassasiyetlerini ihmal etme lüksü yoktur. Tamam, sanatçının toplumu takip etmek ya da çoğunluğun görüşlerini desteklemek mecburiyeti yoktur, ancak, evrensel ahlak normlarını ıskalama hakkı da yoktur, hele de icra edilen sanat kamuya mal oluyor ve sözkonusu heykel gibi sürekli göz önünde tutuluyorsa.
Sanatçının toplumcu ekolden olduğunu varsayalım ve toplumu sarsmak düşüncesinde olduğunu düşünelim. Şu halde cevaplandırılması gereken önemli bir soru vardır; söz konusu eser, toplumun hangi değer ya da davranışlarını sarsmayı amaçlamaktadır. El insaf yahu, azıcık hiss-i haya..
Sanatçı Zulmü!
Şehirlerimizin en güzide yerlerine, ortalama insani değerleri bir hayli ıskalayan eserleri(!) dikivermenin anlamı yoktur. Subjektifliği öne çıkaran eserlerin insanlara zorla empoze edilmesi olsa olsa modern çağlara ait bir “zulümdür”. Öyle ya, ne münasebet; filancanın garip hayat anlayışı neden sürekli zihnimi işgal etme hakkına sahip olsundur canım?
Yahu diyelim ki sanat sanat için olsun, ya da bu caanım heykelin “traşçısı” öyle telakki etsin. Bu durumda dahi, sanatçıdan beklenen asgari utanma hissini ihlal etmemesidir.
Birinin, aklına gelen “türlü fantezileri” şehrin en işlek caddesinde yüksek sesle haykırması ne ise, bunu heykel, resim, müzik vs. üzerinden ifade etmek de aynı derece ahmaklıktır.
Ne günlere kaldık…diyeceğim dilim varmıyor; bir ülkede darbe yapıp, idareye toptan el koyan anlı şanlı komutanlar bile, emekli olunca, “nü” resimler çizip utanmadan bir de sergilerse, çoluk çocuğun traşladıkları garip heykelleri şehrin ortasına dikivermesi gayet doğaldır…Netekim!
Islahımız kaabildir, lakin çok yol var…