Ortadoğu’da ABD ve Batının Tutumu
Dünden bu güne ABD ve Batının sorunu, söylem ve eylem uyumuna sahip olmayan tutumlarıdır. Özellikle ABD demokrasiye, insan haklarına vurgu yapmakla beraber, dünden bugüne kendisi ile işbirliği halindeki diktatörleri desteklemişti, onlarla dost olmuştu. Bu durum ise ABD dış politikasındaki handikaplardan bir tanesi olup, ABD imajına zarar verdiği gibi, söylemlerinin de etkisiz kalmasına sebebiyet vermektedir.
Benzeri bir şekilde ABD ve Batı’nın Hamas konusundaki ikircikli tutumları, bir taraftan Hamas’ı seçimlere girme bağlamında teşvik ederken, demokrasi savunuculuğu yapılırken, seçimlerden galip çıkan Hamas’ın yıpratılmak için ambargolara maruz bırakılması, yine ABD ve Batı’nın söylem ve eylem tutarsızlığına örnek oluşturarak inandırıcılıklarına ve imajlarına zarar vermiştir.
Ortadoğu’daki ayaklanmalar karşısında ABD ve Batı yine ikilem içerisine girmiş, bir taraftan kendileri ile iyi ilişkiler içerisindeki diktatörlerin iktidardan inmelerinin kendi lehlerine olmadığını düşünmekle beraber, diğer taraftan demokrasi talep eden halk hareketlerine karşı da duyarsız kalamamakta, çok somut destekler olmasa bile, onları destekleyen açıklamalar yapmaktadırlar.
Örneğin ABD ve İsrail ile iyi ilişkiler içerisinde olan, aynı zamanda bölge ülkeleri ile ilişkilerini dengeli götürmeye çalışan Mübarek’in iktidardan düşmesi ABD ve İsrail’i rahatsız etmiş, Mübarek değişse bile Mısır’daki yönetimin radikal bir şekilde değişmesi istenmemiş, İran devrimi benzeri gelişmelerden korkulmuştur. Mısır’da oluşacak yeni rejimin ABD’ye, Batı’ya bakışı nasıl olacak? İsrail politikası nasıl olacak? Mısır, Filistinlilere yönelik ambargoya devam edecek mi?… gibi soru ve kaygılar ortaya çıkmıştır.
Bundan böyle Batı ve ABD saygınlıklarını devam ettirebilmek için samimi bir şekilde demokrasi taleplerinin yanında yer almalı, eski liderler üzerindeki etkilerini kullanarak onları reformlar için teşvik etmeli, hatta zorlamalıdırlar. Bu hem zor durumdaki rejimlerin halk nazarında tedrici olarak meşrulaştırılmasının önünü açacağı gibi, aynı zamanda, ABD ve Batı’nın da itibarını artıracak bölge ve dünya barışına katkı sağlayacaktır.
Küreselleşmenin etkisi ile dünyada olup bitenlerden haberdar olan, karşılaştırmalar yapabilen Ortadoğu insanı, kendi yönetimlerini sorgulamaya, değişim talep etmeye başladı ve değişimde kısmen de olsa başarılı oldular ama bu konuda gidecekleri uzun bir yol var önlerinde. Bu süreç aynı zamanda Osmanlı sonrası şoka giren İslam dünyasının büyük bir kısmının şoktan çıkmaya başladığının da sinyallerini vermektedir. Ortadoğu’daki değişim taleplerinde Türkiye’nin de etkisi olmuş ve Türkiye dinamik ekonomisi, işleyen demokrasisi ve kendi senaryoları ile hareket etmeye başlayan dış siyaseti ile bölge halkları için bir örnek haline gelmiştir.
Bölgede kurulacak yönetimler, gücünü halktan almadan, kendilerini meşrulaştırmadan hem kendi yönetimlerinin, hem de halklarının rahat edemeyeceğini, ülkelerine istikrar gelmeyeceğini görmelidirler. Şeffaflığı, medya denetimini sağlayarak hem kendilerine, hem de halklarına iyilik yapmış olacaklardır. Ortadoğu bölgesindeki demokratikleşme, bölge ve dünya barışına katkıda bulunacaktır.
Batının peşinde koştuğu şey sadece itibar değil ki Murat Bey. Enerji kaynakların kontrolü popüler taleplere göz yumma lüksüne sahip olan diktatörler tarafından yapılmalıydı ki, tek adamı ve ekibini ikna etmek yeterli olabilsin.
Bir de medya denetimi derken neyi kastediyorsunuz?
Saygılarımla,
medya denetimi derken insanları kandıran haberlein denetimi ve şitddet icerikli haberlerin denetimini kasdetiim