ana sayfa > Fatih Ceran > Memleket Yazıları-1

Memleket Yazıları-1

Pazar, 21 Haz 2009 yorum ekle yorumlara git

yazar_fatih_ceran2

Uzunca bir zamanın ardından, iki yıl sonra, memleketteyim. Hemen hatırlatmak isterim ki; bizim memleket, insanın kafasını karıştırmaya her daim yetecek tezadı bünyesinde barındırıyor. Bir yanılgının  itirafı mıdır, yoksa tespit mi bilmem; şu an yaşayan Türkiye, anlaşılması güç, karmaşık  bir resim veriyor ve kurguladığınız formüllerin gerçeği tamamen kuşatamadığını görüyorsunuz. Bir derece görülebilir olan; bu ülkenin, zıt yönlerde hareket eden çok fazla belirleyicinin tam da odağında bulunuyor olması.

Önümüzdeki birkaç yazıda, size memleket ahvalinden notlar arzedeceğim.

İlk göze çarpan, elbette ki medya…

Türkiye’de medya, hala, talebi manipüle ederek devam-ı hayat ediyor. Polisiye dizileri komedi, aile dizileri ise koyu dram kıvamında. Reklamlar, sürekli bir eğlence vurgusuyla tüketimi kamçılayarak, ciddiyetin hayli gerisine düşmüş vaziyette; benzerini Amerika’daki Hispanik kanallarda görmek mümkün. Amerikan medyasını eleştiren arkadaşların, Türkiye’deki karmaşık medya resmini analiz etmesini dileyerek bu bahsi geçiyoruz; zira bu konu, bendenizi aşar, olsa olsa Mehmet Bey’in mevzuudur, ehline havale…

Sonra toplumdaki çok renklilik…

Türkiye, çok renkli bir ülke, öyle ki, bazan kaotik bir görünüm arzedebiliyor. Bu ülkede, siyasetin birinci meselesi, bu çok renkliliğin nasıl idare edileceği olsa gerek. Mevcut siyaset dilinin, toplumun fay hatlarına oynadığı hesaba katılırsa; bu konu, daha uzunca bir süre sorun olmaya devam edecek gibi görünüyor. Siyasilerin, Türkiye okumaları, teoride gerçeği yansıt(a)mamak, pratikte de sorunlara çözüm ol(a)mamakla malul. Türkiye’yi anlamak için, uzun soluklu bir tarih çalışması şart; hem de bu ülkede üst süte gelen kültürleri hesaba katan, farklı açılardan, çapraz okumalarla.

Günlük hayat ahlakı…

İnsanımızın, “günlük hayat ahlakı” ile ciddi sıkıntıları var. Çoğu insan, kuralları, toplumu belli bir düzene bağlı kılması açısından anlamlı bulsa da, kendini bunların üstünde tutuyor. Yani, gündelik hayat bağlamında, henüz bir toplumsal mutabakata varılmış değil. Kesin olan, mevcut eğitim sisteminin, bu mevzuda oldukça başarısız olması. Ancak bu konunun daha fazla ertelemeye tahammülü yok; ya, din yahut gelenek ekseninde yeni bir eğitim modeli oluşturulmalı, ya da püritenler gibi, dini referansı olmayan, bir günlük hayat ahlakı eğitimi verilmelidir. Bu ikisinin, uygun oranda karışımı ise, problematik olmakla beraber, çözüm için daha uygun bir yol gibi gözüküyor.

…….

Fikri fikrimiz gibi olanların, Türkiye’yi sevmek için bir sebep-sonuç ilişkisine ihtiyacı yok şüphesiz. Ancak, moral bulmak için, arada bir, şimdiden ziyade maziye nazar etmek, yahut, pratikteki arızaları aşıp, potansiyel ekseninde icra-yı hayal etmekte fayda var…

Gene görüşmek üzere.

21 Haziran / Ankara

Categories: Fatih Ceran Tags: ,
  1. Salı, 23 Haz 2009 zamanında 05:52 | #1

    Bu Turkiye gunlugu oldukca keyifle okunacak turden bir yazi dizisine benziyor. Devamini merakla bekliyoruz….

  2. omer
    Pazar, 12 Tem 2009 zamanında 21:08 | #2

    her seye ragmen benim memleketim demek isterdim 3 yil gibi uzun bir aradan sonra..yaklasik 3 yil 4 ay oldu uzaktim memleketten ve donusum muhtesem olacak demistim donmeden once ,,,degisen tek sey insanlar ya buyumus ya yaslanmis ya da olmus..ama turkiyenin sahibi oldugunu dusunen ve kurallari hice sayanlar degismemis ve de artmis sayilari,,,daha cok yolumuz var..

  1. şimdilik geri bağlantı yok