ana sayfa > Fatih Ceran > Gündem!

Gündem!

Pazartesi, 08 Haz 2009 yorum ekle yorumlara git

yazar_fatih_ceran1

Sun’i gündemlerin, artık yaşamın doğal akışı haline geldiği bir memleket; Türkiye. Seçkinler, vatandaşın manevra alanının, gün be gün arttığını görüp panikliyor, vatandaş da, kazandığı mevzilerin ( ki bunlara Batıda İnsan Hakları deniyor) garanti olmadığını, tecrübi bir bilişle bilerek, tedirgin bir hayat yaşıyor.

Ekonomi bahane edilerek, laikliğin gündemden düşürüldüğünü söylemiş Başsavcı. Buna iki açıdan bakmak mümkün; yakın tarihimiz açısından baktığınızda, evet, laiklik sürekli gündemde tutularak vatandaş hizaya getirilmiş ve devlet birincil görevini, yani, vatandaşı dönüştürmeyi bu gündem üzerinden, bu gündemi sürekli canlı tutarak yapmış. Sosyal bilimler açısından baktığınızda ise, laikliğin bir toplumun gündeminde bunca zaman bir sorun olarak kalması iki ihtimale işaret eder; ya toplumun kimyası laikliği kabul etmiyordur, ya da uygulanan laiklik, toplumsal yapı baz alınmadan, sosyal bilim verileri hesaba katılmadan uygulanıyordur ki, bendeniz, ikinci ihtimali akla daha yakın bulurum.

Bu ikinci ihtimalin acıtan yanı, kendisine bilimi, daha doğrusu bilimselciliği tek kutsal olarak seçen Türk laikliğinin, siyasal-toplumsal uygulamalarda, bilimin verilerine hiç müracaat etmemesi ve bu bilimselciliğin kısa zamanda tüketilip bir tabu haline gelmesi ve bunun da ötesine geçerek, baskıcı bir hüviyet kazanmasıdır. Hazin olan, bilimi “yegane rehber” kabul edip, onun bu denli uzağına düşmek. Rehberin “yegane” olduğu bir toplumda, baskı doğal bir durumdur, amma bu hamur çok su götürür; geçelim.

……..

Söylenen, az değil, tarihi realitedir. Başsavcı, 1930’ların amentüsüne biat etmiş gözüküyor.

- Nedir temel mesele?

- Memleketin yüzünün Batıya döndürülmesidir.

- Bu yol uzundur, çok zaman gerek, hem Batı, kanlı badireler atlatarak gelmiş bugüne; zor yani. Öyleyse?

- Öyleyse, devlet işe bizzat müdahil olacak; kültür devrimini ivmelendirip, vatandaşın mevzuu idrak etmesini beklemeyecek, gerekirse zorla, muasır milletler seviyesine ulaşılacaktır.

- Evet, kaybedecek zaman yoktur, hem; bu devrimlere inanmayan, muhalefet edenler, hatta direnenler olacaktır. Öyleyse?

- Öyleyse; muhaliflerin manevra alanı daraltılacak, teklif ve iddiaları kanunen geçersiz sayılacak, yaşama alanları kısıtlanıp, simgesel değerleri yasaklanacak, kamusal alandan tard edilerek, alt sınıf olmaya zorlanacaklardır.

- Nasıl?

- Kolay azizim, Fransızlar işi çözmüş; laiklik, hem de en pozitivistinden. Öyle kullanışlı ki; ne zaman vatandaş, farklı bir şeyler mırıldansa, gündeme getirir, herkesi döversin!

……….

Ne dersiniz? Filmi biraz geriye sardım, bu çıktı. Başsavcı’nın sözleri de, samimi geldi bana.

Biraz arkaik, hayli despot, ama samimi, söylediğine inanan biri var karşımızda.

Hem, kaç pozitivist kaldı ki memlekette; lütfen, destek olalım.

Fatih Ceran

Conn/ABD

………

NOT: Başsavcının sözlerini, kendisinin önceliğinin ekonomi olmadığı, dolayısıyla iktidar partisine açabileceği ikinci kapatma davasının ekonomik sorunlarıyla açıkça “ilgilenmediği” şeklinde yorumlayıp, Başsavcının, ön hazırlık yaparak kamuoyunu hazırladığı şeklinde düşünürsek, kaşımızda oldukça pragmatik ve doğrudan siyasetin içinde olan bir Başsavcı portresi çıkıyor ki; yukarıdaki yazının  konuyu tamamen ıskaladığının resmidir.

Umalım, ıskalamamış olsun.

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok