ana sayfa > Kudret Altındağ > Gemiler ve Biz

Gemiler ve Biz

Perşembe, 17 Kas 2011 yorum ekle yorumlara git

GEMİLER VE BİZ

Gemiler bazen yeni umutlar, yeni hayatlar, yeni haberler ve yeniden doğuşlar getirmiş, tıpkı Nuh’un Gemisi gibi.

Kapkara bulutların sardığı, yerin ve göğün azap kustuğu bir anda Nuh Nebi’nin gemisi, felaketten sahil-i selamete çıkarmış içindekileri.

Gemilerle maceramız böyle başlamış işte. Sonra devam etmiş, Haliçe karadan yüzdürülmüş gemiler ve bir çağın açılıp diğerinin kapanmasına yardım etmiş.

Gönlümüzde hep bizi sukûn ve barış limanlarına taşıyan bir araç olarak taht kurmuş gemiler. Dağdağalı denizlerden, gulyabanilerden, dev dalgalardan, ölümcül deniz canavarlarından sakınarak hep getirmiş bırakmış sevdiklerimizi kollarımızın arasına.

Sadece bizi mi? 1492 yılında İspanya’da zulüm gören, hayatlarına kastedilmek istenen 150 binin üzerinde Yahudi’yi o zalim kralın topraklarından alıp Osmanlıların müşfik ve huzurlu limanlarına getirmiş binlerce gemi.

Ama sonra bir haller olmuş gemilere.  İnebahtı  deniz savaşında, yıllar 1571’i gösterirken 250 gemimiz alev alev yanmış ve 25 bin levendimiz, ateşle serin sular arasında şehadet şerbeti içmiş.

Gemiler artık denizlerden iyi haberler getirmez olmuş, zaten çok az gelmeye başlamışlar limanlarımıza. Gelenler de boynu bükük, yaralı, yorgun…

Bir gün uzaklardan çok uzaklardan bir yardım çığlığı duyulmuş. Yardım isteyene “yok” demeyi ar bilen Osmanlı, 1889 yılında yaklaşık 650 kişilik mürettabatıyla ve yardım malzemeleri ile Ertuğrul Fırkateyni isimli gemisini hazırlamış ve göndermiş Japonya’ya. Gitmiş Ertuğrul. Gitmiş gitmesine de, geri dönememiş. Eylül’de sadece yapraklar dökülmezmiş ağaçlardan toprağa; işde dal gibi leventler suya düşmüş bir bir 6 Eylül 1890’da. Çok azı kurtulabilmiş bu elim kazadan.

Bitmemiş gemilerin bize yaptıkları. Yavuz ve Midilli isimli iki Alman zırhlısı Rusya’yı topa tutunca Osmanlı’da girivermiş I.Dünya Savaşına. Atalarımızın zekatı kadar bir toprağa sıkışıp kalmamız, milyonlarca evladımızı yitirmemiz ve hesaplanamayacak maddi kayıplarımız ile sonuçlanan savaşı çıkaran bu iki gemi olmuş işte.

Ah bu gemiler, bırakmamış bir türlü yakamızı. Bu sefer de Kıbrıs’ta çıkmışlar karşımıza. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında 3 gemimiz kendi hava kuvvetlerimiz tarafından vurulmuş. Kocatepe sulara gömülmüş içindeki leventlerimizle birlikte. Diğer ikisi zar zor bir Türk limana atabilmişler kendilerini.

Yine Akdeniz ve yine bir gemi. İsmi Mavi Marmara. “Fayda getirmeyecek şekilde otoriteye baş kaldırma” olayının aktörü. Sonuç, İsrailli komandoların uluslararası sularda gemiye müdahalesi ve 9 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi. Yaklaşık iki yıl önce gerçekleşen bu meşum olay neticesinde İsrail ile 30 sene sonra diplomatic ilişkilerin yeniden 2. Katip düzeyine inişi.

Ve daha geçenlerde İzmit-Karamürsel arasında sefer yapan ‘Kartepe’ adlı deniz otobüsünün kaçırılması ve güvenlik güçlerinin başarılı bir operasyonu sonucu büyük bir felaketin önlenmesi…

Gemiler, oysa ne kadar müşfiktiniz önceleri. En çok yorgun gözlerle gelirdiniz ve ana kucağı gibi güvenli limanlara demirler, sevenleri kavuşturur, mahzeninde binbir çeşit hediyeler ile bekleyenleri sevindirir ve hep bize güven ve itminan verirdiniz.

Gemiler, bize bu kadar hicran çektirdiğiniz yeter. Biz barışı tesis edemiyorsak siz bari birşeyler yapın. Ne olur, artık felaketler getiren, gözyaşı getiren, öfke getiren, acı getiren gemiler, size diyorum ne olur durun artık. Umutsuzluk, çözümsüzlük ve kavga getirecekseniz hiç çıkmayın limanlarınızdan.

Çıkmayın, yüzmeyin ki, belki bu uğursuzluk fasit dairesi kırılır da asli göreviniz olan yardım, sevgi, el uzatma, gülümsetme, rahatlatma ve ümit aşılama için kulaç kulaç mesafe alırsınız engine denizlerde. Tıpkı yüzyıllar önce yaptığınız gibi…

 

Categories: Kudret Altındağ Tags:
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok