Dersim Olayları Bağlamında Alevi – CHP İttifakı
“Dersim Katliamı” CHP’nin hükümet hatta devlet olduğu bir tarihte gerçekleşmişti ve bu olayın felaket boyutu resmi tarih tarafından gizlenmeye çalışılsa bile tüm Alevilerin kulaktan kulağa da olsa yakînen bildiği bir şeydi. Ancak kafaların karıştığı yer bu noktadan sonra başlamaktadır. Katledilen, sürülen ve işkenceden geçirilen Aleviler nasıl oldu da CHP ile kader birliği yapar oldu?
Cevaplar çeşitli. Bazıları, Dersim olayı bilinçli olarak seçilen bir CIA projesidir. CIA “seçilmiş travma” ile Aleviler’in içinde var olan Atatürk sevgisini yok etmeye yöneliktir.(Yeniçağ Aslan Bulut, 7.12.2011 Dersim’in CIA boyutu: Seçilmiş Travma!)
Bir diğer yaklaşım,Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel’in sorusunu cevaplayan Alevi kesimin önde gelen yazarlarından Cafer Solgun gelmektedir. Dersim olaylarından sonra Alevilerin varolmaya devam edebilmek için takiyye yaptıklarını öne süren Solgun, katliam emrinin de Atatürk tarafından verildiğini savunmaktadır. Solgun, Alevilerin bunu hep bildiğini ama korkudan dile getirmediklerini de sözlerine eklemektedir.
Yavuz Sultan Selim’in 40 bin Alevi’nin başını keserek kuyulara attığını ve Osmanlı’nın yıkılışıyla kurulan yeni Cumhuriyet’in bir nevi Aleviler için “kurtuluş” olduğunun resmi ideoloji tarafından okullar aracılığı ile yaygınlaştırılması da CHP-Aleviler yoldaşlığının bir başka açıklamasıdır.
Katiline sığınan veya kendine yumruk atılmasını engellemenin en emin yolu düşmana sarılmaktır anlayışı ile de konuyu değerlendirmek isteyenler vardır.
Stockholm sendromu tabir edilen, “kişinin celladına aşkı” çerçevesine oturtulmaya çalışılan, Aleviler-CHP ilişkisi de kamuoyunda epey tartışılan bir konu olagelmiştir.
Ancak, kanaatimce tüm izahların bir parça gerçekliği olmasına rağmen resmi tam olarak gösterememektedir. Geçmişin acılarından kurtulmak ancak yeni bir değer üreterek bunu kalıcı hale getirebilir. O da, “Dersimli olmak” değil “Tuncelili olmak”tır. Dersimli olmayı reddederek Tuncelili olmak 1937’de yaşanan hadiseleri unutmaktır ve resmî ideolojinin üzerine biçtiği kıyafeti giymektir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi “Dersim olayını” “devrim şartlarında olu böyle şeyler” şeklinde anlatmaktır. Veya CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç gibi, “Dersim Katliamı” için “Önce araştıralım, belki de özür dileyecek bir şey yoktur.” diyebilmektir.
Aslında, Türkiye’de yaşanan ve ifade özgürlüğüne ket vuran uygulamalar nedeniyle ne yazık ki başta Aleviler olmak üzere ülkede yaşayan her grup kendini maskeleme ihtiyacı hissetmiştir. Daha çok muhafazakar kesime yaftalanan “takiyye yapmak” her kesimin kullana geldiği bir araç olmuştur. 20 yüzyılın ikinci yarısında başlayarak devam edegelen ve devletin kılcallarına kadar işleyen “askeri vesayet” nedeniyle büyük çoğunluk fikirlerini özgürce ifade edememiştir.
Din karşıtları, laiklik maskesi ile görüşlerini toplumun üzerine nobran bir ifade ile boşaltmış, muhafazakar kesime diş bileyenler “kemalizm”i kendilerine kalkan yapmış ve nihayet son askeri darbe ile alanları iyice daralan, “marksist”, “ateist” ve uçtaki sol fraksiyonlar kendilerini Alevilik içinde gizleyerek var olma mücadelelerini devam ettirmeye çalışmışlardır.
İlk özgür seçimlerde Demokrat Parti’yi destekledikleri gözlemlenen Alevilerin, günümüzde CHP’ye oy vermelerinin ikinci sebebi de Dersim operasyonunda sürülen, ailelerinden koparılan çocukların belli ailelere dağıtılarak bilinçli bir şekilde tarihlerinden koparılmaları ve başlarına gelen felaketlerin muhafazakar kesimler yüzünden olduğuna kendilerinin inandırılması olmuştur.
Son olarak, sağ politikacıların, başta Süleyman Demirel olmak üzere Alevi kesim ile diyaloga girmemeleri ve ihmali neticesinde Tunceli başta olmak üzere Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde hep CHP kazanmıştır.
Dersim Katliamı, Türkiye Alevileri için ikinci bir Kerbeladır. Ancak, yeni yeni öğrenmekteyiz ki, “daha nice küçük Dersimler yaşanmış” ve gün yüzüne çıkacakları günü beklemektedirler.
Dersim tartışmaları, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Bir de İstiklal Mahkemeleri zabıtları açıklansın bakın kaç tane Dersim faciası yaşandığını hep beraber göreceğiz” demesiyle yepyeni bir açı kazanmıştır.
Malum, İskilipli Atıf Hoca’nın şapka kanununa muhalefet nedeniyle asılması küçük çapta nice Dersimlerin yaşandığını bizlere göstermekte, dolayısı ile İstiklal Mahkemesi zabıt, karar ve uygulamalarının tümünün kamuoyuna açıklanmasını icbar etmektedir.
Biliyoruz ki, “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.”