
Eğitim teknolojilerinin kullanım alanını son derece genişletmesiyle beraber son zamanlarda eğitim dünyasında sorgulanmaya başlayan konulardan biri gelecekte öğretmenin rolü ortadan kalkacak mı? şeklinde karşımıza çıkıyor. Geleceğin eğitim modelinde hiç şüphesiz öğretmenin yeri şimdikine nazaran oldukça azalacak gibi görülüyor. Ama tamamen ortadan kalkar mı, bu sorunun henüz kesin bir cevabı yok denebilir.
devamını oku…
Son günlerde Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun girişimiyle devlet okullarında üniforma giyme mecburiyetinin kaldırılacağı türünden haberler okuyoruz. Üniformanın çocukların özgür düşünebilme ve kendini ifade edebilmede olumsuz sonuçları olduğuna birileri inanmış, Milli Eğitim Bakanı’nı da inandırmış gibi gözüküyor. Milli Eğitim Modeli’ni bir türlü geliştirememiş bir ülkenin, böylesine önemli bir konuda batılı ülkelerdeki her uygulamayı -hala- kopyala yapıştır kolaycılığıyla tatbik etmeye kalkışmasını kaygı verici buluyorum.
devamını oku…

Güzel ülkemiz Türkiye bir belge kriziyle çalkalanırken, olanca gücüyle gündemi değiştirmeye çabalayan medyamız ise Belçika’da bir türban krizi çıkarttı. Hem de öyle böyle değil, ülke neredeyse ayağa kalkmıştı, tıpkı Türkiye’de vakti zamanında yaşandığı gibi mecliste bir yemin etme krizi çıkacaktı. Lakin, öyle olmadı. Tam aksine, oturmuş demokrasisiyle hem Belçika halkı hem de parlamentosu türbanlı vekilini bağrına bastı ve herhangi bir kriz çıkmadan yemin töreni gerçekleşti.

Amerika’da yaşıyor olmakla birlikte internet sayasinde Türk medyasını çok yakından takip edebilme imkanına sahibim. Hatta, saat farkından dolayı bir sonraki günün yazılarını da akşamdan okuyorum, bu durum her gün kapımıza gelen gazetenin büyüsünün kaybolmasına da neden oluyor. Lakin ben bu aavantajdan şikayetçi değilim. Zira, bir okur için en güzel his severek ve beğenerek takip ettiği yazarların yazısını heyecanla beklediği andır. Bu yüzden New York saati ile akşam 8-9 arası benim için de ‘Acaba hangi gazete güncellendi’ merakıyla web siteleri arasında dolaştığım zaman dilimleridir.
devamını oku…

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde yer alan bir haber dikkatimi çekti. İstanbul’da bir ilköğretim okulunda ortaokul çağındaki bir erkek çocuğu, aynı okulda okuyan dördüncü sınıf öğrencisi bir kız çocuğuna zorla bilmemne yaptırmış. Durum, kız çocuğundaki davranış bozuklukları sonrasında ortaya çıkınca hem kız hem de erkek öğrenci okuldan uzaklaştırılmışlar. Haberin devamında bir uzman psikiyatristin görüşlerine de yer veriliyordu. Ancak haberin sonraki versiyonlarında bu görüşlerden rahatsız olunmuş olacak ki, bu ifadeler haberden çıkarılmıştı. Hatırlayabildiğim kadarıyla şöyle diyordu psikiyatrist doktor:
Gazetelerde, Tv’lerde sürekli cinsellik, ahlaksızlık, her türlü gayri meşru ilişki ve cinsel sapkınlıklardan söz edilir oldu ve bu yayınların genç dimağlar üzerinde etkisi büyük. Bundan 20 yıl önce böyle olaylar yaşanmıyordu bu toplumda.
devamını oku…

Geçen yazıda Türkan Saylan hanımefendinin bir sözünden hareketle ortaya çıkan ilginç bir durumu, bir ironiyi ele almıştık. Yine Türkan Saylan’la devam edelim istiyorum. Kendisi geçmiş zamanlarda muhtelif yerlerde bir takım beyanatlarda bulunmuş. Bunlardan birinde diyor ki: Biz türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. Şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık? devamını oku…