arşiv

‘Fatih Ceran’ kategorisi için arşiv

Memleket Yazıları-2

Salı, 07 Tem 2009 4 yorum

yazar_fatih_ceran1

Memleket ahvalinden devam ediyoruz…! Elbette ki bunlar bizim gözlemlerimizdir, subjektifdirler.

İnsanlar, hadiselere içinde bulundukları cemaatin perspektifinden bakıyor. Pek çok kimse, kavramlarını uluslararası ölçülerle test etme ihtiyacı duymuyor ve birer amentü haline getirdikleri ideolojilerini tekrar etmekten ulvi bir zevk alıyorlar. En profan ideolojilerin bile birer din gibi algılandığı bir ülke; bizim ülkemiz!

Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir toplum kurmayı hayal edenler, günümüze biraz sarf-ı nazar etseler, hayallerinin çok uzağında ve doğal farklılığın ötesine uzanmış, bölünmüş ve hele asla kaynaş(a)mamış bir toplum görecekler. devamını oku…

Memleket Yazıları-1

Pazar, 21 Haz 2009 2 yorum

yazar_fatih_ceran2

Uzunca bir zamanın ardından, iki yıl sonra, memleketteyim. Hemen hatırlatmak isterim ki; bizim memleket, insanın kafasını karıştırmaya her daim yetecek tezadı bünyesinde barındırıyor. Bir yanılgının  itirafı mıdır, yoksa tespit mi bilmem; şu an yaşayan Türkiye, anlaşılması güç, karmaşık  bir resim veriyor ve kurguladığınız formüllerin gerçeği tamamen kuşatamadığını görüyorsunuz. Bir derece görülebilir olan; bu ülkenin, zıt yönlerde hareket eden çok fazla belirleyicinin tam da odağında bulunuyor olması.

Önümüzdeki birkaç yazıda, size memleket ahvalinden notlar arzedeceğim. devamını oku…

Tags: ,

Gündem!

Pazartesi, 08 Haz 2009 yorum yok

yazar_fatih_ceran1

Sun’i gündemlerin, artık yaşamın doğal akışı haline geldiği bir memleket; Türkiye. Seçkinler, vatandaşın manevra alanının, gün be gün arttığını görüp panikliyor, vatandaş da, kazandığı mevzilerin ( ki bunlara Batıda İnsan Hakları deniyor) garanti olmadığını, tecrübi bir bilişle bilerek, tedirgin bir hayat yaşıyor.

Ekonomi bahane edilerek, laikliğin gündemden düşürüldüğünü söylemiş Başsavcı. Buna iki açıdan bakmak mümkün; yakın tarihimiz açısından baktığınızda, evet, laiklik sürekli gündemde tutularak vatandaş hizaya getirilmiş ve devlet birincil görevini, yani, vatandaşı dönüştürmeyi bu gündem üzerinden, bu gündemi sürekli canlı tutarak yapmış. Sosyal bilimler açısından baktığınızda ise, laikliğin bir toplumun gündeminde bunca zaman bir sorun olarak kalması iki ihtimale işaret eder; ya toplumun kimyası laikliği kabul etmiyordur, ya da uygulanan laiklik, toplumsal yapı baz alınmadan, sosyal bilim verileri hesaba katılmadan uygulanıyordur ki, bendeniz, ikinci ihtimali akla daha yakın bulurum. devamını oku…

Gaf Ötesi!

Salı, 26 May 2009 1 yorum

yazar_fatih_ceran

Mayınlı arazilerin temizlenmesi işinin, bir İsrail şirketine ihale edilmesi fikri, tek kelimeyle saçmalık.

Sebepleri var.

Evvela, uluslar arası arenada “posta koyduğunuz” bir memlekete stratejik sıkıntılar doğurabilecek bir işi ihale edemezsiniz.

Yine, uluslar arası dengeler açısından, ilişkilerin çok güzel geliştiği Suriye sınırını yarım asırlığına Suriye’nin en büyük düşmanına kiralayamazsınız. Samimiyetinizin ötesinde güvenilirliğiniz sorgulanır, itibar kaybedersiniz. devamını oku…

Tags:

Siyasetin Ortasında Yaşananlar

Perşembe, 21 May 2009 yorum yok

yazar_fatih_ceran

9fcf8b9c-be37-4872-bac5-1ca3c28790b31

Yaşanan gelişmeler, siyasi yelpazenin “ortasında”, yeni bir şeyin olmadığını gösteriyor. Hüsamettin Cindoruk’un, ekürisi Demirel’in desteğinde, Demokrat Parti’ye Genel Başkan seçilmesi, seçmen ya da delegelerin ciddi bir değişim beklemediğini, ötesinde; orta sağın da bu tür bir değişim potansiyelini yitirdiğini göstermesi bağlamında anlamlı.

Dahası var; DP’nin yeni ve çiçeği burnunda(!) başkanı, şu an ETÖ davasından tutuklu bulunan isimlerin de partilerine katılacağını müjdeleyerek(!), merkez sağın, siyaset dışı müdahelelere, -eskiden olduğu gibi-, açık tutulacağını belirterek, ehline malum olanı herkese ilan etmiş oluyor. Bu ifadelerin, partinin yeni yönelimi olarak sunulması ise; asıl projenin, bu müdaheleler için yer açmak olduğunu, zaten Demirel-Cindoruk ikilisinin de böyle bir misyon için yeniden sahalara döndükleri intibaını veriyor. devamını oku…

Tags:

Sanatçının Ahlak Kaygısı Olmaz mı?

Pazar, 05 Nis 2009 yorum yok

images

Şöyle bir soruyla başlayalım; sanatçıyı, toplumun genel geçer ahlak kurallarından bağımsız kılan şey nedir?

Bu soruya, sanatçının bakışının toplumu yansıtmak zorunda olmadığından tutun da, kuralları çiğnemenin şehvetinden büyük eserler doğacağını beklemeye kadar çeşitli cevaplar verilebilir. Ancak, bu cevapların hemen hepsinde sanatçı bir “prometheus’tur”; kutsal ateşi çalmak, daha doğrusu, kutsalın ateşini söndürmek üzere yola çıkmıştır ve hani, ne yapsa yeridir.

…….

Eski tartışmaya geri dönersek; sanat eğer halk için varsa, halkın hassasiyetlerini ihmal etme lüksü yoktur. Tamam, sanatçının toplumu takip etmek ya da çoğunluğun görüşlerini desteklemek mecburiyeti yoktur, ancak, evrensel ahlak normlarını ıskalama hakkı da yoktur, hele de icra edilen sanat kamuya mal oluyor ve sözkonusu heykel gibi sürekli göz önünde tutuluyorsa.

Sanatçının toplumcu ekolden olduğunu varsayalım ve toplumu sarsmak düşüncesinde olduğunu düşünelim. Şu halde cevaplandırılması gereken önemli bir soru vardır; söz konusu eser, toplumun hangi değer ya da davranışlarını sarsmayı amaçlamaktadır. El insaf yahu, azıcık hiss-i haya..

Sanatçı Zulmü!

Şehirlerimizin en güzide yerlerine, ortalama insani değerleri bir hayli ıskalayan eserleri(!) dikivermenin anlamı yoktur. Subjektifliği öne çıkaran eserlerin insanlara zorla empoze edilmesi olsa olsa modern çağlara ait bir “zulümdür”. Öyle ya, ne münasebet; filancanın garip hayat anlayışı neden sürekli zihnimi işgal etme hakkına sahip olsundur canım?

Yahu diyelim ki sanat sanat için olsun, ya da bu caanım heykelin “traşçısı” öyle telakki etsin. Bu durumda dahi, sanatçıdan beklenen asgari utanma hissini ihlal etmemesidir.

Birinin, aklına gelen “türlü fantezileri” şehrin en işlek caddesinde yüksek sesle haykırması ne ise, bunu heykel, resim, müzik vs. üzerinden ifade etmek de aynı derece ahmaklıktır.

Ne günlere kaldık…diyeceğim dilim varmıyor; bir ülkede darbe yapıp, idareye toptan el koyan anlı şanlı komutanlar bile, emekli olunca, “nü” resimler çizip utanmadan bir de sergilerse, çoluk çocuğun traşladıkları garip heykelleri şehrin ortasına dikivermesi gayet doğaldır…Netekim!

Islahımız kaabildir, lakin çok yol var…

Tags:

Devletin Öksüz Çocukları!

Perşembe, 02 Nis 2009 1 yorum

yazar_fatih_ceran2

Muhsin Yazıcıoğlu, dar-ı bekaya gitti ya, artık iyi şeyler söylemenin zamanıdır. Zira, sevmeyiz öyle sağlığında kıymet bilmeyi. Risk almaktır sağ iken sevmek, söyleyecek sözü olan, popülizmin ötesine geçen insanı.

Acıklıdır. Devletin öksüz çocuklarının, bir de yetim kaldığıdır çünki. Her defasında evlatlıktan reddedilip, yine de çılgınca babasına koşan bir çocuğun, hem de yediği tokatlara aldırış etmeden, hazin hikayesidir. Öyle severler. Zira, devlet, hayatlarından özgetuttukları milletin, bekasının garantörüdür, alternatifsiz. Sadakatle hizmet etmişlerdir, belki bazan yanılmış ama asla aldatmamış ve hele kimsenin kanı üzerinden politik hesap yapmamışlardır; kendilerinden gayrı. İdealleri, ülküleri vardır ve bunların etrafında döner dururlar . Işığa gönül vermiş gençlerdir zira, ama şimdi, öksüzdürler. devamını oku…

Tags: