Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un tutuklanmasının ardından ciddi tartışmalar yaşandı. CHP ve MHP liderleri, siyasi çizgilerine uygun olarak tutuklamaya karşı çıktılar ve Sayın Başbuğ’un arkasında durdular.
CHP lideri, iddiaları ve dolayısıyla tutuklamayı ciddiyetten uzak bulduğunu, artık bu konunun espri malzemesi olması gerektiğini belirterek özel yetkili mahkemelerin adalet dağıtmadığına dair inancını yineledi.
Devlet Bahçeli ise darbe soruşturmasının “şirazesinden çıktığını” söyleyerek kimsenin TSK’yı terör örgütüyle aynı kategoriye koyamayacağını belirtti.
Bu ifadelerden Sayın Bahçeli’nin terörü tek dalga boyundan okuduğu anlaşılıyor. devamını oku…
Yalnızca içerisinde bulunduğumuz anı referans alarak doğrulara ulaşmak mümkün değil. Bırakın doğrulara ulaşmayı, asgari toplumsal uzlaşmalara varabilmek için bile geçmişe bakmak ve hatası ve sevabı ile onu vicdanımızda yeniden yaşamak ve moda tabirle geçmişle yüzleşmek durumundayız. Bu bağlamda Dersim tartışmalarını -içeriğinden bağımsız olarak- faydalı bulduğumu söylemeliyim.
Dersim olayları kısaca, ideal vatandaş inşası peşinde koşan genç bir devletin, buyruklarına uymayan ve ontolojik kimliklerinde ısrar edenleri hizaya sokmak(!) ve bu örnek üzerinden herkese mesaj vermek için aldığı bir tedbirdir(!). Doğrusu bu genç devlet hem gözü kara hem de denetime -milletin denetimine- kapalıdır. Otoriter karakter kısmen zamanın ruhuyla izah edilse de bu konuda asıl belirleyici olan siyasi elitlerin tercihleri olmuştur. devamını oku…

PKK ile mücadelenin sizce de tuhaf bir yönü yok mu? İnisiyatif sanki sürekli olarak PKK’da, onlar saldırıyor devlet yani güvenlik güçleri karşılık veriyor ve operasyon başlatıyor. Bu durum PKK’ya süreçleri bozma ve kendisiyle yapılan mücadeleyi takvime başlama avantajı kazandırıyor.
19 Ekim 2011 itibariyle 24 şehidimiz var ve bu sayı artabilir. Yüce Yaradan’dan kendilerine rahmet diliyoruz. Şehit vermekten korkmayan bir milletin çocukları olduğumuz malum, öyle olmasaydı Anadolu’yu merkeze alıp eski dünyanın neredeyse tamamını birkaç yüz yıl yönettirmezlerdi bize.
Ancak.
Terörle mücadele karnemizi başarılı bulmak doğrusu pek de kolay değil.
devamını oku…

Belli bir demokratik olgunluğa sahip ülkelerle yapılan diplomatik ilişkilerde, kamu diplomasisi hem prensipte hem de sonuç alma bakımından önemlidir. Halkın söz konusu ilişkiyi nasıl algıladığı kayda değer ölçüde belirleyici olacaktır, neticede hükümetlerin bu algıya tamamen kayıtsız kalmaları beklenemez. Zira böyle bir kayıtsızlık en çok muhalefet partilerini sevindirecektir. Buna, dünyanın gittikçe daha küçük ya da ulaşılabilir bir yer haline gelmesini ve ülkeler bağlamında iç meselelerle dış meseleler arasındaki ayrımın gittikçe daha belirsiz hale geliyor olmasını da ekleyip düşünelim…
Modernite öncesi çağlarda kitlesel iletişim ve dolayısıyla kitleleri mobilize edecek ideolojiler de yoktu. Ulaşım ve iletişim alanlarında yaşanan gelişmelerin ardındansa dünyamız, insanı çok dolaylı ve uzak konularda da düşünmeye ve tavır almaya iten bir yer haline geldi.
devamını oku…
BDP’NİN AÇMAZLARI
Türkiye’de isimleri sık sık değişse de, belli bir seçmen tabanına oturan ve söylem açısından da sürekliliği olan bir Kürt siyasi hareketi var. PKK terör örgütü ile ilişkisi çok net olmayan ve yeri geldiğinde bu ilişkiyi bir tehdit olarak kullanmayı bir “stratejik avantaj” haline getiren, şiddetle arasına mesafe koy(a)mamış ve Marksizmin evrenselciliğiyle Kürt milliyetçiliğini garip bir sentezle birleştiren bir siyaset.
Bu siyasi hareketin son şekli olan BDP’nin reel açmazları var. devamını oku…
Son sözleri üzerinden MHP liderini anlamaya çalışıyorum. Sayın Bahçeli, üzerine atılı ithamların ortadan kalkması amacı ile Sayın Gülen’den cemaat faaliyetlerini askıya almasını istedi. Akl-ı selime tuhaf gelecek bu talep önemli bir siyasi parti ve hareketin liderinden geldiği için ayrıca önemli ve tahlile değer. Yine bu talebin, kültürel kodlar açısından Gülen Hareketi’ne çok da uzak olmayan bir taraftan gelmesi de ayrıca şayan-ı dikkat.
Hayli zamandır merkez medya ve zihni bu paralelde şekillendirilen büyükçe bir toplum kesimi (ve Sayın Bahçeli) bir takım varsayımlar ve önkabuller ekseninde düşünüyor. Bakalım.
İlk varsayım Ergenekon operasyonunu cemaatin yönettiği şeklinde. Böyle bir şey teoride mümkün görünse de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve O’nun suç ve suçluyla mücadele kapasitesine hakaret anlamına gelir; zira burası yirmi yıl önce kurulan bir muz cumhuriyeti değildir. Savcılar hukuk kuralları dâhilinde-tabiatıyla kişisel inisiyatiflerini de kullanarak- mesleklerini icra ediyorlar. Tutuklamaları da zaten savcılar değil hakimler yapıyor. devamını oku…