<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>aynalar.org &#187; Site Yöneticisi</title>
	<atom:link href="http://aynalar.org/category/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://aynalar.org</link>
	<description>. . . : görmek için : . . .</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 21:39:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Using Technology in Education</title>
		<link>http://aynalar.org/mehmetcogal/using-technology-in-the-classroom/</link>
		<comments>http://aynalar.org/mehmetcogal/using-technology-in-the-classroom/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 01:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>MehmetCogal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[Education]]></category>
		<category><![CDATA[English]]></category>
		<category><![CDATA[Technology]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[Technology is no longer considered as being dependent on teachers’ individual efforts or willingness, but is becoming compulsory at the school level (Vanderlinde,van Braak &#38; Hermans, 2007). This would lead students and teachers to come across with some challenges during their experience with the technology. Even though, tehnology seems to be useful in most cases, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/05/yazar_mehmet_cogal.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-100" title="yazar_mehmet_cogal" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/05/yazar_mehmet_cogal.jpg" alt="" width="171" height="63" /></a></p>
<p>Technology is no longer considered as being dependent on teachers’ individual efforts or willingness, but is becoming compulsory at the school level (Vanderlinde,van Braak &amp; Hermans, 2007). This would lead students and teachers to come across with some challenges during their experience with the technology. Even though, tehnology seems to be useful in most cases, there might be some problems if the necessary precautions are not taken. The following issues must be handled in school settings in order to benefit from the technology.</p>
<p><span id="more-432"></span><br />
<em>Some Challenges with the Technology:</em></p>
<p>1. Security Problems: Viruses, hacking, plagiarism, copyrights, illegal downloads are some issues that the students must be familiar with and understand before they start using technology. Individual computers or computers that are working under an intranet might be under some undesired attacks. Viruses are the most known type of these threats, and many others could be added to this situation such as adwares. In order to avoid these problems:</p>
<p>a. The entire computers must be protected by a secure antivirus program.</p>
<p>b. A school-wide computer use policy must be developed and all the teachers and the students must be aware of the policy.</p>
<p>c. Multi-user computers must be assigned to each student, and they should log onto the computer with their own user name and password.</p>
<p>2. Parental Control: Some typing errors may cause ending up with adult content web sites. There are several numbers of parental control programs for children go online safely. Kidoz, K9 Web Protection are some of these.</p>
<p>3. Going too much online, addiction: Even though this paper is talking about how technology must be integrated into the curriculum, there has to be some limits whenever it is needed. Using too much computers in every subject, and being dependent on internet and web applications might be harmful for the students. Since the children are fascinated by the technology, they would like to use computers and other devices to stay connected. This might cause some problems such as health, communication and addiction of computers.</p>
<p>4. Lack of Knowledge for Teachers: Sometimes teachers need to be guided by the school administration. Teachers are expected to follow the guidelines and prepare lesson plans according to the school&#8217;s technology plan. Teachers need to follow workshops and seminars and the school administarion needs to support them in terms of professional development. </p>
<p>5. Not having a well developed curriculum plan : Technology must be embedded into the curriculum and everybody must be aware of them. If using technology is a priority for all the components of a school, everybody should be informed about that and they need to try to participate as much as they can.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/mehmetcogal/using-technology-in-the-classroom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Milliyetçiliği ve MHP Üzerine</title>
		<link>http://aynalar.org/fatih/turk-milliyetciligi-ve-mhp-uzerine/</link>
		<comments>http://aynalar.org/fatih/turk-milliyetciligi-ve-mhp-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 04:13:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=378</guid>
		<description><![CDATA[  Konuya bir dibace olarak iki meseleyi arz etmek isterim. Evvela, genişliği ve kıdemi açısından, Türk Milliyetçiliği, herhangi bir siyasi partinin temsiline münhasır bir mesele değildir. Yakın tarihe baktığımızda, bu hükmü te&#8217;yid edecek pek çok şey görürüz. En başta, bir fikir ya da ideoloji olarak Türk Milliyetçiliği, ister Gaspıralı İsmail&#8217;den alın, isterseniz Ziya Gökalp&#8217;ten, size [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"><img class="alignnone size-full wp-image-25" title="yazar_fatih_ceran" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_fatih_ceran.jpg" alt="yazar_fatih_ceran" width="167" height="73" /></p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Konuya bir dibace olarak iki meseleyi arz etmek isterim. Evvela, genişliği ve kıdemi açısından, Türk Milliyetçiliği, herhangi bir siyasi partinin temsiline münhasır bir mesele değildir. Yakın tarihe baktığımızda, bu hükmü te&#8217;yid edecek pek çok şey görürüz. En başta, bir fikir ya da ideoloji olarak Türk Milliyetçiliği, ister Gaspıralı İsmail&#8217;den alın, isterseniz Ziya Gökalp&#8217;ten, size şunu söyleyecektir; ben, şu an mevcut bulunan siyasi partilerin hepsinden, tarihçe daha kıdemli, entelektüel birikim olarak da daha bilgiliyim. Siyasetin en &#8220;eskimişi&#8221; olan CHP&#8217;nin bile tarihi, milliyetçiliği sahiplenmeye yetmez. Tarih nokta-i nazarında tekel yok.<span id="more-378"></span></p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">İdeoloji ve söylem bağlamında meseleye nazar ettiğimizde ise, farklı anlayış ve dozlarda da olsa, milliyetçiliğin, (DTP ve aşırı liberaller hariç) tüm siyasi oluşumların ortak noktası olduğunu söylemek mümkün. Bunun en basit örneği, bir dönem MHP&#8217;den ANAP ve DYP gibi partilere geçen siyasilerin, ideolojik anlamda ciddi sıkıntılar yaşamamış olmalarıdır. Söz konusu hüküm, iki vecihle doğrudur; imparatorluktan ulus devlete geçen bir toplumda, millet kavramına vurgu yapılması son derece doğaldır ve bu bütün siyasi yelpazeyi etkileyecek bir güce de sahip olmuştur. İkinci olarak, milli kimlik tartışmalarının hala devam ediyor oluşu, &#8220;biz kimiz?&#8221; sorusuna hala çok farklı cevaplar veriliyor oluşu da, milliyetçiliği siyasetin merkezine çekiyor.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Biz bugün, işte bu teorik zeminin üstünde, gönlümüzü de aklımızın yanına koyarak MHP&#8217;yi konuşacağız.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Milliyetçi Hareket Partisi, bir zamanlar ana gövdeden kopup ayrılan Büyük Birlik Partisi ile beraber, Türk siyasetinde, ciddi bir yer tutuyor. Modern çağ Batılı ideolojilerin en baş döndürenlerinden biri olan milliyetçiliğe, yerli bir renk katmayı başarmış olması ile de takdire şayan. Bazı zamanlar, devletin çıkarını milletin çıkarının üstünde görerek, yanlış tarafa oynasa da, MHP&#8217;nin bile isteye yanlış yaptığını, hele ihanet içerisinde olduğunu söylemek için genişçe bir hayal dünyası lazım.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">İlave olarak, MHP, dışardan gelen manipülasyonlara karşı dirençli olması itibariyle de, birçok konuda sağlam bir duruş sergilemeyi başarmış ve siyaset mühendislerine kapısını kapalı tutabilmiştir. Parti olarak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılarak, CHP&#8217;nin ve bürokrasinin oyununu bozmuş ve siyasal sistemi kilitleme gayretlerini boşa çıkarmıştır. Bu hadise, MHP&#8217;nin, devletten gelen taleplere de belli bir mesafe koyduğunu göstermesi açısından önemli sayılmalıdır. Yine, taraftarlarını ulusalcı-ergenekoncu dalganın tesirlerinden uzak tutmayı başarmış ve ülkücü gençleri sokağa dökme gayretlerinin de yine sonuçsuz kalmasını sağlamıştır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Kürt Meselesinin çözümü için başlaltılan süreçte MHP&#8217;nin tavrı, yanlışlıkları ile beraber tarihi bir süreklilliğe işaret eder. A. Türkeş&#8217;in ve MHP ideologlarının aksi beyanlarına rağmen, partinin temel aldığı milliyetçilik anlayışı, yüksek oranda etnik vurgu taşımaktadır. Bu gün MHP&#8217;nin gösterdiği şiddetli muhalefet, ciddi sakıncaları olmakla beraber, bir iç tutarlılığın göstergesi olarak okunmalıdır. Açıkça görülen husus şudur ki, MHP de tıpkı CHP gibi, sürece hazırlıksız yakalanmış ve konuya refleksif tepkilerle yaklaşarak mevziini koruma gayreti içerisine girmiştir.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Bir diğer ihtimal de, MHP&#8217;nin zaten oy almadığı bir kitlenin hukukunu savunma konusunda isteksiz davranıyor oluşudur. Bu durum, yakın gelecekte siyasi getiriler vaad etse de, uzun vadede, MHP&#8217;ye ciddi psikolojik maliyet yükleyecektir. Dar bir milliyetçilik anlayışı ile kitle partisi olmak, akıldan uzak bir ihtimal.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">MHP&#8217;nin Yap(a)madıkları</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Bu çerçevede MHP, milliyetçiliği, geniş ve rahatça yürünen bir yol haline getirememiştir. Siyasi temsil olarak, içinde farklılıklar barındıran, geniş ve esnek bir çizgi benimsenmemiş, ve &#8220;MHP milliyetçiliği&#8221; , siyasetin ana damarı haline gelememiştir. 1980 öncesinden tevarüs edilen, gergin ve kavgacı üslup, yerini uzlaşmacı ve çözüm üreten bir anlayışa da bırakmamış, hatta bu gerginlik, taraftarı bir arada tutma konusundaki işe yararlığından dolayı tercih edilen bir şey olmuştur.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Geçen zamanla birlikte, Türkiye ve dünya değişmiş, ancak MHP, yeni şartlara intibak etmede sıkıntı yaşamıştır. Bunun sosyal hayatta, bilhassa MHP tabanındaki tezahürleri, tavır ve duruş belirlemede çekilen sıkıntılar ve milliyetçiliğin tarifi üzerindeki kafa karışıklığı olmuştur. Milliyetçiliğin, geniş ve rahatça yürünen bir yol haline gel(e)memesi, biraz da tarifler üzerindeki belirsizlik ve mevcut tariflerin de yeterince kuşatıcı olmamasındandır.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Milliyetçilik üzerinde belli bir entelektüel birikimi olmasına karşın, gerek MHP kurmayları, gerekse farklı kesimlerden aydınlar , konuya teorik katkılarda bullunabilecek düzeyden uzaktır. Oysa ki, bu mesele, daha uzun zamanlar, önemini koruyacak ve hem vatandaşın hem de aydının gündeminden düşmeyecektir. Uzun soluklu ve açık fikirli tartışmalara ihtiyaç olduğu kesin olan bu konuda, farklı anlayışlar bir araya getirilerek, üzerinde daha geniş bir konsensus sağlanabilecek bir anlayışa ihtiyaç var. Daha kucaklayıcı ve etnik vurgusu azaltılmış bir milliyetçilik, Türkiye&#8217;yi güzel günlere taşıyacak ve toplumda artık kök salan ayrılıklar son bulabilecektir.</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Uzun dönemde yine herkes milliyetçi olmayacak elbet. Ancak, üzerinde ittifak edilen konular, herkesin hukukunu savunacak düzeye ve genişliğe ulaştığı zaman, bölünme paranoyalarını mazide bırakmış bir toplum olacak ve birlikte yaşamanın keyfine varacağız&#8230;</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in"> </p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Fatih Ceran</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">1 Eylül 2009</p>
<p style="MARGIN-BOTTOM: 0in">Conn/ABD</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/fatih/turk-milliyetciligi-ve-mhp-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askerden Korkan Yargıçlara Öneri</title>
		<link>http://aynalar.org/fatih/askerden-korkan-yargiclara-oneri/</link>
		<comments>http://aynalar.org/fatih/askerden-korkan-yargiclara-oneri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 14:04:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Yöneticisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=366</guid>
		<description><![CDATA[Son YAŞ toplantısının sonuçları 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini, demokrasiye boyun eğme ve evrensel hukuka uyma konusunda hiç gelişme olmadığını gösterdi. Bir vücut düşününüz, kol bacak çok önemli organlardır. Ama aşırı büyürlerse kişinin sosyalliğine zarar verirler. Aynı şekilde 12 Eylül Anayasa’sının askeri bürokrasiye aşırı yetki ve denetimsizlik vermesi askerin büyük, gösterişli ama dengesiz ve işlevsiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Son YAŞ toplantısının sonuçları 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini, demokrasiye boyun eğme ve evrensel hukuka uyma konusunda hiç gelişme olmadığını gösterdi.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bir vücut düşününüz, kol bacak çok önemli organlardır. Ama aşırı büyürlerse kişinin sosyalliğine zarar verirler. Aynı şekilde 12 Eylül Anayasa’sının askeri bürokrasiye aşırı yetki ve denetimsizlik vermesi askerin büyük, gösterişli ama dengesiz ve işlevsiz olmasına neden olmuştur. Bunun için Türkiye dışardan çok çirkin görünüyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">TÜSİAD’ın ”Meclise Anayasa yapamazsınız demek darbeyi meşru hale getirir” sözünü aktaran Sayın Kuzu’nun sözlerinden 27 Mayıs Anayasası’nın bile 12 Eylül Anayasası’ndan daha çağdaş olduğunu anlıyoruz.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">27 Mayıs Anayasa’sının TBMM tıkandığında halk oyuna gitme seçeneğinin olmaması 12 Eylül’ü getirmişti.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">12 Eylül Anayasa’sında TBMM’nin zayıflatılması ve milli irade yetkilerinin yüksek yargıçlara devredilmesi darbecilerin elini oğuşturarak heveslenmelerine neden oluyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Eğer yargı reformu yapılmazsa darbe ve onun doğuracağı iç savaşı maalesef beklemek gerekir. Fakat darbeye bugün darbeciler de inanmıyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ama Şenuygur gibi şahin birkaç orgeneralin olmadığını söyleyemeyiz. Terfiler demokrasi yanlılarını hiç sevindirmedi. İrtica paranoyası devam ediyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">YAŞ yoluyla yapılan yargısız infazlara siyasi irade de zayıf bir irade göstermeye devam ediyor. Neyi nerede ne kadar yapacağını, askeri bilen doğru danışmanlara danışmayan siyasiler hep kullanıldılar.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Orgeneral sayısının 15’e çıkarılmasının teknik gerekçesini bilmiyorum. Ancak bazılarının egosunu parlatmak için kaynak israfının bir örneği gibi gözüküyor.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bu sebeple dokunulmazlıklar dahil hukukun üstünlüğünü sağlamak Türkiye’nin önünü açar. Denetlenmeyen her şey risk taşır.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Darbeden korkan hakimler&#8230;</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Bugün yargı siyasete karşı durabiliyor ama askere karşı duramıyor. Aslında bağımsızlık sorunu burada. Darbeden korkan hakimler Türkiye’nin önünü tıkıyorlar.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">12 Eylül olduğunda Anayasa Mahkemesi üyeleri paşaların önünde kuyruğa girdiler. 27 Mayıs yargıya askerin müdahalesinin örnek olgusu olmuştu.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">28 Şubat’ta brifing alarak beyin yıkamaya maruz kalan yüksek yargıçlar dünya kamuoyunda ikinci sınıf ülke olarak anılmamıza neden olmuştu.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Korku duygusu ve kuşatılmışlık ruh halinin veya ideolojik önyargılarının zihinsel felce yol açarak realite körlüğü yaptığını biliyoruz.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Eğer bu realite körlüğü bilimsel körlük şeklinde ise tehlike daha da büyür. Kişi baktığı şeyi göremez, iki taraflı okuyamaz, eşitler ilişkisi kuramaz.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Korkularının esiri olan insanlar en küçük eleştiriyi haksız saldırı olarak algılarlar ve kalelerini güçlendirirler. Rövanşist hisler böyle gelişir.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Kürt açılımında ‘12 kötü adam’ yaklaşımı, HSYK üyelerinin imzalı bildiri vermesine 10 kahraman yakıştırmaları hep bu algı bozukluğunun işaretleridir.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Yüksek Yargıçların yargı etiğini hiçe saymaları sanıklarla kişisel ilişkilerini pervasızca sürdürmeleri, bildiri yayınlamaları tam bir bilimsel körlüktür.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Darbeye hukuki gerekçe olarak İç Hizmet Kanunu 35’nci maddeyi gösterenlere “Eğer kanun darbe yetkisi veriyorsa gece değil gündüz bekleriz” diyen Prof. Burhan Kuzu en iyi cevabı verdi.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Dişi dökülmüş aslan</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Ya korku ya da ideolojik önyargı yargıçlarda zihinsel felç yapar. Zihinsel sorgulamayı yok eden, bilgi ve veri ile karar vermeyi engelleyen, kritik bilgiye ulaşmayı zorlaştıran önyargıdan kaçması gereken öncelikli kişiler yargıçlar olmalıydı.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Düşünebiliyor musunuz? Ergenekon davası savcılarından birisinin bir iktidar partisi milletvekili ile Kent Otel’de samimi sohbet ettiği görüntülensin. O savcı bitmişti.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">HSYK üyesi Ertosun’un Ergenekon davası sanığı ile samimi görüntüsü bundan farklı diyebilir misiniz?</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Onu görüp bunu göremeyenler ya samimi değiller ya da bilimsel körlük içindeler.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">İdeolojik düşünen yargıçlara değil ama evlad-ü iyal kaygısı ile askerden korkan yüksek yargıçlara ‘Dişi dökülmüş aslan’ın ısıramayacağını hatırlatmak isterim.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Değişim ihtiyacı sel gibi geliyor kimse önünde duramaz.</div>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow-x: hidden; overflow-y: hidden;">Prog. Dr. Nevzat Tarhan</div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-36" title="yazar_nevzat_tarhan" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_nevzat_tarhan.jpg" alt="yazar_nevzat_tarhan" width="163" height="63" /></p>
<p>Son YAŞ toplantısının sonuçları 12 Eylül zihniyetinin devam ettiğini, demokrasiye boyun eğme ve evrensel hukuka uyma konusunda hiç gelişme olmadığını gösterdi.</p>
<p>Bir vücut düşününüz, kol bacak çok önemli organlardır. Ama aşırı büyürlerse kişinin sosyalliğine zarar verirler. Aynı şekilde 12 Eylül Anayasa’sının askeri bürokrasiye aşırı yetki ve denetimsizlik vermesi askerin büyük, gösterişli ama dengesiz ve işlevsiz olmasına neden olmuştur. Bunun için Türkiye dışardan çok çirkin görünüyor.<span id="more-366"></span></p>
<p>TÜSİAD’ın ”Meclise Anayasa yapamazsınız demek darbeyi meşru hale getirir” sözünü aktaran Sayın Kuzu’nun sözlerinden 27 Mayıs Anayasası’nın bile 12 Eylül Anayasası’ndan daha çağdaş olduğunu anlıyoruz.</p>
<p>27 Mayıs Anayasa’sının TBMM tıkandığında halk oyuna gitme seçeneğinin olmaması 12 Eylül’ü getirmişti.</p>
<p>12 Eylül Anayasa’sında TBMM’nin zayıflatılması ve milli irade yetkilerinin yüksek yargıçlara devredilmesi darbecilerin elini oğuşturarak heveslenmelerine neden oluyor.</p>
<p>Eğer yargı reformu yapılmazsa darbe ve onun doğuracağı iç savaşı maalesef beklemek gerekir. Fakat darbeye bugün darbeciler de inanmıyor.</p>
<p>Ama Şenuygur gibi şahin birkaç orgeneralin olmadığını söyleyemeyiz. Terfiler demokrasi yanlılarını hiç sevindirmedi. İrtica paranoyası devam ediyor.</p>
<p>YAŞ yoluyla yapılan yargısız infazlara siyasi irade de zayıf bir irade göstermeye devam ediyor. Neyi nerede ne kadar yapacağını, askeri bilen doğru danışmanlara danışmayan siyasiler hep kullanıldılar.</p>
<p>Orgeneral sayısının 15’e çıkarılmasının teknik gerekçesini bilmiyorum. Ancak bazılarının egosunu parlatmak için kaynak israfının bir örneği gibi gözüküyor.</p>
<p>Bu sebeple dokunulmazlıklar dahil hukukun üstünlüğünü sağlamak Türkiye’nin önünü açar. Denetlenmeyen her şey risk taşır.</p>
<p>Darbeden korkan hakimler&#8230;</p>
<p>Bugün yargı siyasete karşı durabiliyor ama askere karşı duramıyor. Aslında bağımsızlık sorunu burada. Darbeden korkan hakimler Türkiye’nin önünü tıkıyorlar.</p>
<p>12 Eylül olduğunda Anayasa Mahkemesi üyeleri paşaların önünde kuyruğa girdiler. 27 Mayıs yargıya askerin müdahalesinin örnek olgusu olmuştu.</p>
<p>28 Şubat’ta brifing alarak beyin yıkamaya maruz kalan yüksek yargıçlar dünya kamuoyunda ikinci sınıf ülke olarak anılmamıza neden olmuştu.</p>
<p>Korku duygusu ve kuşatılmışlık ruh halinin veya ideolojik önyargılarının zihinsel felce yol açarak realite körlüğü yaptığını biliyoruz.</p>
<p>Eğer bu realite körlüğü bilimsel körlük şeklinde ise tehlike daha da büyür. Kişi baktığı şeyi göremez, iki taraflı okuyamaz, eşitler ilişkisi kuramaz.</p>
<p>Korkularının esiri olan insanlar en küçük eleştiriyi haksız saldırı olarak algılarlar ve kalelerini güçlendirirler. Rövanşist hisler böyle gelişir.</p>
<p>Kürt açılımında ‘12 kötü adam’ yaklaşımı, HSYK üyelerinin imzalı bildiri vermesine 10 kahraman yakıştırmaları hep bu algı bozukluğunun işaretleridir.</p>
<p>Yüksek Yargıçların yargı etiğini hiçe saymaları sanıklarla kişisel ilişkilerini pervasızca sürdürmeleri, bildiri yayınlamaları tam bir bilimsel körlüktür.</p>
<p>Darbeye hukuki gerekçe olarak İç Hizmet Kanunu 35’nci maddeyi gösterenlere “Eğer kanun darbe yetkisi veriyorsa gece değil gündüz bekleriz” diyen Prof. Burhan Kuzu en iyi cevabı verdi.</p>
<p>Dişi dökülmüş aslan</p>
<p>Ya korku ya da ideolojik önyargı yargıçlarda zihinsel felç yapar. Zihinsel sorgulamayı yok eden, bilgi ve veri ile karar vermeyi engelleyen, kritik bilgiye ulaşmayı zorlaştıran önyargıdan kaçması gereken öncelikli kişiler yargıçlar olmalıydı.</p>
<p>Düşünebiliyor musunuz? Ergenekon davası savcılarından birisinin bir iktidar partisi milletvekili ile Kent Otel’de samimi sohbet ettiği görüntülensin. O savcı bitmişti.</p>
<p>HSYK üyesi Ertosun’un Ergenekon davası sanığı ile samimi görüntüsü bundan farklı diyebilir misiniz?</p>
<p>Onu görüp bunu göremeyenler ya samimi değiller ya da bilimsel körlük içindeler.</p>
<p>İdeolojik düşünen yargıçlara değil ama evlad-ü iyal kaygısı ile askerden korkan yüksek yargıçlara ‘Dişi dökülmüş aslan’ın ısıramayacağını hatırlatmak isterim.</p>
<p>Değişim ihtiyacı sel gibi geliyor kimse önünde duramaz.</p>
<p>Prog. Dr. Nevzat Tarhan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/fatih/askerden-korkan-yargiclara-oneri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dönüşümün getirdikleri</title>
		<link>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/</link>
		<comments>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 19:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ilker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Site Yöneticisi]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://aynalar.org/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Çok önemli bir dönüm noktasından geçmekte olduğumuz kanaatindeyim. Dünya çapında iç içe geçmiş dalgalanmalar, sarsıntılar ve dönüşümler yaşanıyor. Bu gelişmeler sadece siyasi ve ekonomik olmakla kalmıyor, teker teker toplumlarda, insanlarda yeni hareketlenmeleri, dönüşümleri ve hatta çatışmaları tetikliyor.

Dengeler değişiyor, roller dönüşüyor, toplumlar bu dönüşümlere ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bu meyanda özellikle dönüşüm kavramının üzerinde düşünülmesinde fayda var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-70" src="http://aynalar.org/wp-content/data/2009/04/yazar_i_y.jpg" alt="yazar_i_y" width="313" height="59" /></p>
<p>Çok önemli bir dönüm noktasından geçmekte olduğumuz kanaatindeyim. Dünya çapında iç içe geçmiş dalgalanmalar, sarsıntılar ve dönüşümler yaşanıyor. Bu gelişmeler sadece siyasi ve ekonomik olmakla kalmıyor, teker teker toplumlarda, insanlarda yeni hareketlenmeleri, dönüşümleri ve hatta çatışmaları tetikliyor.<br />
<span id="more-257"></span><br />
Dengeler değişiyor, roller dönüşüyor, toplumlar bu dönüşümlere ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bu meyanda özellikle dönüşüm kavramının üzerinde düşünülmesinde fayda var.</p>
<p>Dönüşüm bir nesnedeki biçimsel veya niteliksel değişime verilen isim (transformation). Fen ilimleri açısından bakıldığında, ortada bir dönüştüren/dönüşen ilişkisi söz konusu. Dönüşümden önceki ve sonraki haller de göz önünde bulundurulduğunda, bu olgunun dönüştüren nesnenin etkisiyle dönüşen nesnenin bir halden diğer hale geçmesi şeklinde tarif edilmesi de mümkün (transition).</p>
<p>Fakat aynı olgu sosyolojik/toplumsal ortama geçildiğinde çehre değiştirmekte. Toplumsal gelişmelerde basit bir dönüştüren/dönüşen ilişkisinden yola çıkmak realiteye ters düşen bir kabul. Çünkü toplum (yani insan) oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Burada ancak farklı toplumsal grupların (insanların) karşılıklı etkileşim sonucunda zamanla ve beraberce hal değiştirmesi tanımı tutarlı olabilir. Dolayısıyla etkileşim içindeki aktörlerden yola çıkarak, bu etkileşim sonucunda alacakları hali öngörmek mümkün değil.</p>
<p>Avrupa’da yaşanmakta olan gelişmelere, yerleşik kültürün temsilcilerinin belli başlı konularda (göçmenlerin uyumu, Avrupa’da İslam, Türkiye’nin AB’ne üye olması gibi) sergiledikleri tavırlarında, toplumsal dönüşümü, insanlara hesaplanabilir bir halden hale geçiş (transition) olarak sunma eğilimi görülmekte. Klişeler belli: Kadınları evlere mi hapsedeceğiz, Türkler Avrupa’yı istila edecekler vs. Bu ise insanlarda korku hislerini tetiklemekte ve insanlar arası etkileşimin (ve öncelikle empatinin) önünü kesmekte.</p>
<p>Halbuki mesela Almanya’da son yapılan <a href="http://www.zeit.de/online/2009/26/studie-moslems-deutschland" target="_blank">araştırmanın</a> gösterdiği gibi, medyada gösterilen resimle, realitedeki aslı arasında bir uçurum var. Burada antiparantez birkaç tespiti sıralayayım:</p>
<ul>
<li>Müslümanların sayısı şimdiye kadar kabul edilenin üstünde (4,5 milyon).</li>
<li>Müslümanların yüzde 45’i Alman vatandaşı.</li>
<li>Müslümanların yarıdan fazlası, bir Alman derneğinde faal.</li>
<li>Problem inanç nedeniyle kendini topluma kapatma değil, işsizlik ve eğitimsizlik.</li>
</ul>
<p>Göçmenlerin belirli bir dönüşüm sürecini arkalarında bırakmış olmaları ve dönüşümün bedelini tecrübe etmiş olmayı (farkında olmadan da olsa) sergilemeleri klişeleri ve hissi tepkileri daha da körüklemekte. Bu konuda göçmenlerin ellerindeki tecrübenin farkına varmaları ve bunu değerlendirip süreci her iki taraf için de kolaylaştırmaları çok önemli. Çünkü yerleşik kültür böyle bir sürece hazırlıksız yakalanmış durumda.</p>
<p>Yeni generasyonda ümit veren resimler de var aslında. Türk asıllı bir kızın &#8220;<a href="http://euro.zaman.com.tr/euro/detaylar.do?load=detay&amp;link=49499" target="_blank">Ben Almanya&#8217;nın şansölyesi olurum</a>&#8221; yarışmasında üçüncü olması gibi. Yarışmada dikkat çeken nokta CDU (Hristiyan Demokratlar) ve SPD&#8217;ye (Sosyal Demokratlar) yakın duran birinci ve ikincinin &#8220;Türkiye AB&#8217;ne üye olmalı mı?&#8221; sorusuna, duygusal değil rasyonel cevap vererek, şartlar yerine getirildikçe bunun önünde hiçbir engel olamayacağını söylemiş olmaları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://aynalar.org/ilker/donusumun-getirdikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	<img style='margin:0;padding:0;border:0;' width='1px' height='1px' src="http://aynalar.org/wp-content/plugins/mystat/mystat.php?act=time_load&id=30414&rnd=1827393243" /></channel>
</rss>
