MHP’yi Anlamak

Cuma, 03 Eyl 2010 yorum yok

Genelde Türk Milliyetçiliğinin, özelde de MHP’nin, ciddi anlamda bir demokratikleşme sorunu olduğunu söylemek mümkün. MHP, kendini, milliyetçiliğin yegane temsilcisi olarak görüyor ve bırakalım demokratikleşme sürecinin lokomotifi olmayı, direnç gösteren, statükoyu arkalayan bir tavır sergiliyor.

Sebepleri var, ve bunlar konjonktürel, gündelik siyaseti aşan sebepler.

Açalım. devamını oku…

Tags:

Türkiye İzlenimleri-1

Cumartesi, 21 Ağu 2010 2 yorum

Efendim bizler, sitemizin bir kısım yazarları gibi (bkz. Sayın Çoğal)  deniz aşırı geziler yap(a)mıyoruz, lakin bu demek değildir ki, yan gelip yatıyoruz. Gözlemliyoruz efendim, işte buyurun; Türkiye İzlenimleri…

Birazdan okuyacağınız şeyler, uzunca bir süre yurt dışında kaldıktan sonra ülkesine dönen bir orta zekalının izlenimleridir. Yazar, geçen süre zarfında, memleketin manevi dinamiklerine (!) bigane kalmış, bizzat asimile olup  öz vatanına bir oryantalist gibi bakar olmuştur; ibretliktir edendim. devamını oku…

Tags:

İspanya İzlenimleri

Pazar, 25 Tem 2010 4 yorum

Mehmet ÇOĞAL 

‘Sekiz asır müslümanlara ev sahipliği yapmış İspanya’yı bizimle gezin’ diyordu elimdeki broşür. Madrid, Granada, Toledo, Malaga ve Cordoba’dan müteşekkil 10 günlük İspanya gezimiz elbette ki sürprizlerle doluydu ve paylaşmadan olmazdı. Gezi yazısında mahir onlarca üstad varken bu yazıyı yazmak haddime düşmezdi lâkin bir kaç cümleyle de olsa sizlere İspanya izlenimlerimi aktarmak istedim. Hem de olur ya yolunuz bir gün İspanya’ya düşerse bir kaç husus da aklınızda bulunsun diye düşündüm.

devamını oku…

Tags:

Aşk-ı Memnuniyetsiz ve Leyli

Perşembe, 01 Tem 2010 1 yorum

Dilaver Sultanov*
Onları şöyle anlatıyor üstad: Mecnun aşkının kapısını çalıyor. İçeride minderler üzerinde dizini kırıp, kapalı kapılar ardında bile bakışlarını kucağına dikmiş oturuyor Leyli. Mushafın satırlarında tane tane geziniyor nazarları. Aniden kapının seslenişini duyunca, kalbinde titreme başlıyor. Kapıdaki el, ısrarını sürdürüyor. İffetin abidesinden yükselir gibi gür çıkıyor sesi Leyli’nin. “Kimsin?” diye soruyor. Şöyle cevaplıyor maşuk: “Benim”. Ne istediğinin farkında olan genç, ama olgun kız, sadece “Git!” diyor, bu yanıtın mukabilinde. Mahzun çehresi, uyarı salgılıyor Mecnun`daki beynin kimyasına. Aklına verilen emir, kapıyı üçüncü kez vurma isteğinin önüne dikiliyor. Geri döndüğünde, akranıyla göz göze geliyor Leyli. “Neden böyle cevap?” diye soran nazarlarına, vakur bir ciddiyetle, “Ben mushafı hatmettim, Mecnun ve’l Leyl’de kaldı” demeden duramıyor. Leyl, gece, karanlık demek. Leyli, Mecnun’a “leyle takılmış” teşhisi koyunca ferahlama hissediyor.
devamını oku…

Tags:

Aforizmalar-5; Günah Üzerine!

Çarşamba, 23 Haz 2010 yorum yok

Aynalı Baba

Her günahta, ruhun bir yanı acıyor, inciniyor.  Kaynağı belirsiz bir huzursuzluk olarak, örselenmiş bir ruhun kainatla rezonans olamaması olarak ödüyoruz yaptığımızın bedelini. Günah, insanda norm haline gelince de, huzursuzluk, yerini kopkoyu bir hissizliğe bırakıyor. Bu garip hissizliğin ardından ruhumuz donuyor; alarm vermeden, sessizce.

Bu donmuşluğu istikrar sanıyor, hatta bir kararlılık hali olarak algılıyoruz. Oysa yaşamak değişmektir. Yaşamak; spiralin kollarında yürürken, evrilmek ve saflaşmak ve böylece  Yaradan’a yakın olmak demektir.

“Zaten O (cc), uzaklaşmayana yakındır. “ devamını oku…

Tags:

Algı Yönetiminde Yeni Aşama

Pazartesi, 10 May 2010 yorum yok

Amerika’da, medya ve siyasette etkili belli çevreler , İslamofobia’yı canlı tutmaktan bir çeşit menfaat umuyorlar.  Konunun gündemden düştüğünü gördüklerinde, benzer gündemler oluşturuyor ve İslamofobianın toplumda kalıcı olmasını istiyorlar. Belli ki, 11 Eylül’den sonra, o dumanlı havada oluşturdukları algı, istedikleri kadar güçlü ya da kalıcı olmamış. Arzedeceğimiz hadise, bu algı yönetimi çabalarının son ve biraz farklı bir versiyonu.

4 Mayıs günü, New York’un en kalabalık yerinde, Time Square’da, bomba yüklü bir araç bulunur. Polis duruma müdahele eder, olay kontrol altın alınır ve hadisenin bir numaralı şüphelisinin, Pakistan asıllı  Shahzad Faisal isimli şahıs olduğu anlaşılır. İlgnç olan, söz konusu şahıs, “ortadoğuya gitmek üzere” bindiği uçakta yakalanır. devamını oku…

Tags:

Bir kitabın serüveni

Pazartesi, 26 Nis 2010 1 yorum

Dilaver Sultanov*

Türkiye`de iken,  universite sıralarından mezun olmuş ve çalışmaya başlamış bir genç arkadaşımızla konuşurken bana şunu sormuştu: “Azerbaycan bir ara Sırbıstan Karadağ`la savaş halindeydi, sizin Sırbıstan Karadağ`la çatışma konunuz nerden kaynaklanıyor?”. Ben savaşı canlı yaşayan birisiyim. İnanın Karabağ hakkında bu şekilde bir soruya muhatap olduğum için kalbim çok kırılmıştı. Bakü`ye döndüm. Bakü`de Mevlana sempozyumu yapılacaktı ve bu konudan yine üniversite bitirmiş bir Azerbaycanlı arkadaşımıza bahsederken, bana “Mevlana sempozyumda konuşmaya yapmaya mı gelecek?” diye sormuştu. Belki çok marjinal örnekler verdim, ama bu iki bireysel örnek kardeş ülkeler olarak hala bir birimizi yeterince tanımadığımızın işaretleri. Buna benzer örnekleri çoğaltabilirim. Bu, kardeşliğimiz ve dostluğumuz konusunda karamsar olduğum şekilde yorumlanmamalı. Sadece olarak gerçekçi bakış açısından meseleye yaklaşıp somut adımlar atmak lazım. İşte kendi üzerime düşen minik bir addım attım. İddiali değilim, sadece olarak her iki ülke insanına borcumun küçük bir kısmını ödedim.
devamını oku…

Tags: